Yaygın bir deyişle: "Cennete gitmek isterler, ama ölmek istemezler!" Onların bu tutumu rağmencileri çok şaşırtır. Rağmenciler bu tavrı tembellik değil, mantıksızlık olarak görürler. Şöyle ki, eğer yürüdüğünüz bir yolun üzerinde hiçbir engel olmazsa, herkes o yolun sonuna kadar gidebileceği için, o yolun sonuna kadar gitmek başarı değeri taşımaz! Bu yüzden saydıcıların engelsiz yol beklentisi çocukça ve gülünçtür.
Saydıcılar sıklıkla şu tür cümleleri kullanırlar:
"Eğer daha çok param olsaydı..."
"Eğer müdür olsaydım...
“Eğer elimden tutan olsaydı..."
"Eğer bizim de daha iyi imkânlarımız olsaydı..." Saydıcılar, nasıl başarılı olabileceklerini düşünmekten daha çok, neden başarılı olamadıklarını açıklamaya kafa yorarlar. Hep bir başarısızlık (s)avunması halindedirler. Eylemci değil söylemci, daha doğrusu söylenmecidirler! Kafaları mazeret bulma merkezi gibi çalışır; başarısız oldukları için iyi mazeretler bulmazlar, iyi mazeretler buldukları için başarısız olurlar! Benjamin Franklin'in dediği gibi: “İyi mazeretler bulmayı başaranların başka bir iş başarabildikleri nadiren görülür!”