Mitoslar her şeyi sizin için biçimlendirirler. Mesela belli bir yaşta bir erişkin olmanız gerektiğini söylerler size. Bu belirli yaş, ortalama olarak doğru bir yaş olabilir ama aslında, bireyin hayatında, kişiden kişiye çok fark eder. Kimileri geç olgunlaşırlar ve erişkin aşamasına daha geç yaşta gelirler. Nerede durduğunuza dair bir duygu olmalı içinizde. Yaşayacak bir tek hayatınız var.
Dışımızdaki değerlerin koyduğu amaçlara ulaşmak için çabalıyoruz ama bu arada içimizdeki değerleri unutuyoruz; hayatımızdaki kopukluk buradan gelmekte.
Bir an önce hayatını değiştirme isteği sadece ölüm korkusundan değil, değerli hiçbir şey yapmadan göçüp gidecek olmasından kaynaklanıyordu belki de. Uyuyan endymion gibi kendi kaderini belirleme cezasına çarptırılmış olma duygusu, bu dünyaya en ufak bir çentik bile çizemeden geçip gitme korkusunun yarattığı bir şeydi.
Böyle bir hayat bana göre değil. Önceden çizilmiş, kısıtlı, boktan hayatlar. Ben, hayattan başka şeyler bekliyorum.
Ne bekliyorsun?
Bilmiyorum, zaten işin güzel tarafı da bu değil mi!Hayatın karşıma ne çıkaracağını bilmiyorum.