Sitede popüler olan Tüfek, Mikrop ve Çelik isimli tarih kitabini yakın zamanda okuma fırsatı buldum. Tarih meraklılarının hatta biraz tarihe ön yargılı olan kişilerin bile bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Şöyle ki; yazar Yeni Gine'de kuşların gelişimini incelerken orada tanıştığı bir yerlinin sorulari üzerinden bu kitabı yazmış. Yerlinin sorusu biz neden geri kaldık diye özetlenebilir. Yazar da neden Avustralya'dan veya Amerika'dan Avrupa ve Asya'ya seferler düzenlenmedigini, hangi nedenlerle Avrupa'nın Coğrafi keşifleri gerçekleştirdiğini açıklıyor. Ortaokul ve lise egitimimde tarih kitaplarımiz daha çok bilgi içerikliydi. Sümerler, Hititler, Urartular gibi devletlerin yapıları... Yazının icadı, Tekerleğin icadı, Tarihte bilinen ilk Antlaşma Kadeş Antlaşması gibi daha çok sabit bilgiler silsilesini hatırlıyorum. Bu kitapta klasik tarih bilgileri silsilesi bulmayacaksınız. Farklı bakış açılarıyla sorulmuş sorular ve mantıklı izahlar karşınıza çıkacak. Tarım denilince akla Mezopotamya gelir. Verimli topraklar da cabası. Peki Dünyada sadece verimli topraklar Mezopotamyada mi var? Neden tarım bizim coğrafyamızda gelişti. Devlet oluşumunu tamamlayıp okyanus aşacak gemileri geliştirme aşamasında diğer bölgelerden farklar nelerdi?. Tarım için aklımıza daha çok verimli toprak ve su gelir. Oysa evcillestirilmis hayvanlar ve bitkilerin de tarımın gelişmesinde çok önemli payı vardır. İnsanın günlük ihtiyacını sağlayacak evcillestirilmis bitkiler ve topraklarda kullanılabilecek evcilleştirilmis hayvanlar sayesinde gelişmiş tarım uygulanabilir hale geldi. Peki kitaba ismini veren mikrop bunun neresinde. Evcillestirilmis hayvanlardan insanlara bazı mikroplar bulaşıyor. İnsanlar da bir süre sonra bu mikroplara karşı bağışıklık kazanıyor. Örneğin Amerika'da Asya ve
Yekta Kopan'i Ntvde yapmış olduğu programlardan tanıyorum. Çok fazla programlarini da izlemedim. Kendisini iyi bir sunucu olarak biliyorum. Kendisinin beni şaşırtan özelliği ise efsane Buz Devri animasyonunda Sid'i seslendirmesi olmuştu. İçten içe vay be NTV'nin kibar sunucusunda ne cevherler varmış demiştim. Yekta Beyin yazarlık yönü olduğunu bilmiyordum. Kıymetli bir dostum inceleme konusu "Sıradan Bir Gün" kitabını önerdiğinde biraz şaşırmıştım. Çok bir beklentim olmadan kitabı aldim. Senelerin ekran yüzünün kendisine ve arkadaş çevresine bir nevi hatıra olsun diye kitap yazdığını düşünmüştüm. 2024 yılının büyük surprizlerinden biri de okumuş olduğum bu kitap oldu. Yekta Kopan, 2002 Yılı Sait Faik Hikâye armağanına; 2010'da Haldun Taner ve Yunus Nadi öykü ödülüne değer görülmüş, eserleri yabancı dillere çevrilmiş kıymetli bir yazarimizmis. Yazarı benim gibi bilmeyenler için ön bilgi mahiyetinde bilgi de vermek istedim. Eserine gelecek olursak öncelikle içerik hakkında bilgi vermeyeceğimi belirteyim. Eserin başlarında alkol etkisindeyken ne dediği anlaşılmayan insanlar olur ya aynı o şekilde okuduğum kitapta sorun mu var diye düşündüm. Giriş olmadan alakasız olaylar silsilesinde buldum kendimi. Anlaşılmaz göndermeler ve saçmalama mi bulacağım korkusu sardı beni. Girişteki bocalamadan çok kısa bir süre sonra çok akıcı bir dil ile olaylar silsilesi içinde buldum kendimi. Kitabın baskahramani bir yazar. Takma isimle kişisel gelişim kitabı yazması ana temalardan biri. Bir yazarın sıradan bir günü gibi gözüküp sıradan olmayan gününde çok etkileyici olaylar ve düşünceler sizleri bekliyor. Kitabın isminden de yola çıkarak sıradan bir yazar olarak düşündüğüm aslında çok kıymetli ve yetenekli sıradan olmayan yazarımızın daha fazla eserini okumak istiyorum. Ve elbette bu