Biliyorum, bu yaşam, sevgi olgunluğundan yoksun, bütün bütüne yok olmadı.
Biliyorum, gün doğarken solan çiçekler, çölde kuruyan dereler bütün bütüne yok olmadılar.
Biliyorum, ne varsa geride kalan, ağır ağır ilerleyen bu yaşamda, bütün bütüne yok olmadılar.
Biliyorum, daha gerçekleşmedi düşlerim, şarkılarım söylenmedi, ama senin çalgının tellerinde geziniyor hepsi, bütün bütüne yok olmadılar.
Hakkında en çok yazılan ve konuşulan konu anlaşılmazlığını korumaktadır. Bu konu bu gezegende her yerde her saat yaşanır ama yine de bilinmez. Herkesin onu yaşamış olması anlaşılmasını kolaylaştırmaz. Her gün olan şeyler genellikle bilinmezliğini korur, oysa ender olaylar ve olağanüstü deneyimler kendilerini daha çabuk açığa vururlar. Bu kitaba başlarken benim savım şudur: Aşk bilinmeyen ruhsal bir güçtür, kökeni henüz keşfedilmemiştir ve niteliği henüz anlaşılmamıştır. Bir keresinde Oliver Wendell Holmes'un söylediği gibi, eğer bilim cahilliğin topografyasıysa, o zaman aşk haritanın üstünde çok büyük beyaz bir lekedir.
Aşık olduğunda, bir erkek sevdiği kızı dişi türünün özel bir örneği olarak görmez. O kızda, cinsinin başkalarıyla kıyaslanamaz, eşsiz bir temsilcisini görür.
Kişisel farklılıkları ayrımsamak yeterli değildir. Gerekli olan, değerlerin ayrımıdır. Bir kişi bir başkasına rastladığı zaman onu değişik yaratılışta ve farklı bir birey olarak görmediği sürece psikolojik yönden aşk olanaksızdır. Bilinçli duruma gelmesi gerekmese de, farklılık hissedilmelidir.