Engeller tutsak etti beni,
Farkına varmadan özgürlüğümü yitirdim.
Eski yapıların dar sokaklarında yakalandım.
Elleri yukarı götüreceğime yüreğime götürdüm.
Teslim oldum.
Akşamdan kalma şarkılardan sorguya alındım.
Suçluyu korudum, kendini kaybettim.
İçine bir daha düşmeyeceğime,
Yemin ettiğim suça gözlerden girdim.
Teslim oldum.
Tutsaklar parmaklıklar ardında olur sanmıştım,
Yanılmışım.
Yeni yılın yedinci gününde bir suç işledim.
Yedi yıl daha yaşlandım.
Başka birine sahip olan bir bedene sarıldım.
Anladım.
Her tutsak parmaklıklar ardında olmak zorunda değildir.
Teslim oldum.
Sen şaraptan sarhoş olacaktın,
Ben bakışlarından...
Sisli gecelerde sarhoş olmak da varmış.
Buğulanan camların ardındaki gülümseyişini,
Unutamam artık.
Gidişine tutsak oldum.
Seni...
Teslim ettim.
M.Adar GÜNAŞAN
Serseri bir gencin burjuvazi bir kadına aşık olmasıyla değişen ve son bulan bir hayat hikayesi!
Kitabımız bir aşk hikayesi üzerine yazılmakla beraber aslında sınıfsal farklılıkları, geçim sıkıntılarını, toplumsal sorunları ve bireyin hayattaki amacının ne olduğunu anlatmaya çalışan bir eserdir.
Ben bu kitaptan; birine vereceğimiz değerin karşılıksız ve bir çıkar olmaksızın tanıdığımız gibi sevmemiz gerektiğini anladım.
Devran ağacın gölgesi gibidir... Vezir sofrasında da kuru bir ekmekle de karnımızın doyabileceğini insanlar unutmamalıdır. Işte bazı kadınlar aşkını bir çıkar ve şöhret uğruna sürdürdüğü için gerçekten seven erkeklerin bunu öğrenmesiyle aslında ruhlarını da öldürmüş olurlar. Ruth Martin Eden'in ruhunu öldürmüştü.
Jack London 'ı diğer kurtlu kitaplarından sonra okuyacağım hiç aklıma gelmezdi açıkçası ama iyi ki Martin Eden 'i okudum diyorum:). Ölmeden önce okumanızı tavsiye edebileceğim kitaplardan biri.
Şimdi bana hangi kitabın kahramanına benziyorsun deseler artık düşünmeden Martin Eden diyebilirim. :) Martin Eden'in anısına en son yazdığım şiiri iletide paylaşmak istiyorum.
Kitaptan bazı alıntıları da burada paylaşmak isterim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.
Alıntılar;
~Şu dünyada şeref diye bir şey kalmamış mıydı yani?
~Hayatın çekilmez ve acı yüzünü zaten tanımıştı. Son zamanlarda ise acının ne olduğunu anlıyor, ıstırabın şeklini çiziyordu.
~Neden daha önce bu cesareti göstermedin? Işim olmadığı zamanlar? Açlıktan kıvrandığım zamanlar? Şimdikinden hiç bir farkım olmadığı, bir sanatkâr, bir erkek olarak şimdikinden farksız, aynı Martin Eden olduğum zamanlar?
~Ama seni temin ederim ki, bu bana en aşağı, herkesin tıpkı ahlaksız bir yaratığa dürüst davranış önerir gibi işe girmemi tavsiye edişleri kadar zalimane geliyordu.
~Bütün eserlerini