"Bir mısra için insan birçok şehre girmelidir, insanlar ve eşyalar görmelidir, hayvanlar tanımalıdır, kuşların nasıl uçtu- ğunu hissetmelidir, küçük çiçeklerin sabahları hangi kımılda- nışlarla açtığını bilmelidir. İnsan, meçhul semtlerdeki yolları, beklenmedik tesadüfleri ve uzun zamandır gelmekte olduğu görülen vedaları düşünebilmelidir, hâlâ anlaşılmamış çocukluk günlerini; sessiz kapanık odalarda geçen günleri ve deniz kıyı- sındaki sabahları; denizi; denizleri; üstümüzden esen ve bütün yıldızlara uçan yolculuk gecelerini düşünebilmelidir, bütün bunların hepsini düşünebilmek de yetmez. İnsanın, birbirin- den farklı birçok sevda gecelerine ait hatıraları olmalıdır. Ama, hem de, can çekişen kimselerin yanına oturmuş bulunmalıdır; kesik kesik gürültü duyulan, penceresi açık odada ölülerle dur- muş olmalıdır. Ve insanın hatıralarının olması da kafi gelmez. Hatıralar çoksa onları unutabilmelidir..."