Ah! Hayatının
biricik büyüsü, yegâne saadet ümidi olan o adam gidivermişti!.. Emma ne yapmıştı da bahtiyarlığı, önüne geldiği zaman
yakalayıvermemişti?.. O, kaçmaya kalkınca niçin iki eli ile,
iki dizi ile ona sarılmamıştı?.. Emma, Léon'u sevmediğine
dövündü; onun
dudaklarına susadı. Koşup onun yanına gitmek, kollarına atılmak, "Ben geldim, ben seninim!.." demek
için içi titriyordu. Fakat böyle bir hareketin güçlüğünü düşünüp onu göze alamaması, arzularına bir de esef katarak onları bir kat daha şiddetlendiriyordu.