Medeniyet duvarla başlar. Duvar örmek çeşitli amaçlar taşır.
Bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve
şeyleri. Daha sonraki amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır:
insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. Duvarlar örülür ve iki
cephelerinde hayatlar gelişir. Duvarsız bir dünya günümüz insanı
için cehennemdir. Medeni insanın ruhsal dengesini sonsuza dek
kaybetmesine elektrik, kanalizasyon ya da iletişim sistemlerinin
çökmesi değil, duvarların yıkılması neden olacaktır. Bu yüzden
duvar ustalığı kapitalist anlamda ilk gerçek meslektir. Var olan en
kalabalık, yarı gizli, güç dayanışması eksenli örgütün bu meslekten
esinlenerek kendini vaftiz etmiş olması bir tesadüf değildir.
Çünkü duvar, sıradan insanın tek garantisidir. Savunulması gereken
ilk siperdir. Dünya üzerindeki mevcut düzenin devamı duvarların
ayakta kalmasına bağlıdır. Elleri alçılı duvar ustalarından elleri
paralı bankacılara kadar, duvarlar dünya nüfusunu gölgelerinde
gizler. Ancak duvarın hangi tarafında olunduğuysa, hayat
tarzını belirler. Geceyi sokakta geçirenlerse duvarların, dolayısıyla
medeniyetin dışındadır. Çöp torbalarıyla aynı kaldırımda uyuyanlar duvarları delmek isteyenlerdir. Asla yıkmanın değil, ancak sadece geçebilecekleri kadar bir delik açmanın peşinde olan organik matkaplardır. Çünkü ister Sao Paulo'nun gecekondularında, ister Koumbala'nın ormanında, isterse de Malaga'nın sahilinde yaşasın, her insanın bir duvara ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın devamı ise pencerelerdir. Duvarın diğer tarafındakileri izlemek için inşa edilmiş saydam duvarlar.