Tek gerçek özgürlük, özgürlüğün tek gerçek etik formu kendini-sınırlama aracılığıyladır. Bu, hayatta her istediğinizi seçmenin ayrıcalığı değildir; hayatta neden vazgeçeceğinizi seçmektir.
Tek gerçek özgürlük budur. Bu tek özgürlüktür. Eğlencelikler gelip geçerler. Haz hiçbir zaman sürekli değildir. Çeşitlilik anlamını kaybeder. Ama siz her zaman neyi feda edeceğinizi, neden vazgeçmeye istekli olduğunuzu seçebilirsiniz
Ama gerçekçi olalım: "İnsanlara istediklerini vermek sadece #SahteÖzgürlüktür, çünkü çoğumuzun istedikleri eğlenceliklerdir. Ve eğlenceliklere boğulduğumuz zaman birkaç şey meydana gelir.
İlki giderek artan bir şekilde kırılganlaşırız. Dünyamız giderek küçülen değerlerimizin boyutuna inecek kadar çeker. Konfor ve hazza takıntılı oluruz. Ve bu hazzın kaybolması ihtimali dünyayı sarsıcı ve evrensel olarak haksızlık gibi gelir.
İkinci olansa bir dizi düşük seviyeli bağımlı davranışa açık oluruz saplantılı biçimde telefonumuzu, e-postamızı, Instagramımızı kontrol ederiz; saplantılı biçimde sevmediğimiz dizileri bitiririz; okumadığımız ve öfke yaratan makaleleri paylaşırız; zevk almadığımız partilere ve etkinliklere davetleri kabul ederiz; istediğimiz için değil gittiğimizi söyleyebilmek için yolculuk yaparız.
Pazarlama onun açısından inanılmaz derecede yeni bir araçtı ve insanlara aslında seçim yapabilecekleri birkaç yeni diş macunundan başka bir şey sunmazken özgürlüğe sahipmişler hissini uyandırabiliyordu.
Pazarlama okurken ilk öğrendiğiniz müşterilerin "acı noktalarını" bulmaktır... ve sonra incelikli bir şekilde onların kendilerini daha kötü hissetmelerini sağlamaktır. İnsanların utanç ve güvensizliklerine çomak sokarsınız, sonra sizin ürününüzün onları utançtan ve güvensizlikten kurtaracağını söylersiniz. Başka bir şekilde ifade edersek pazarlama müşterinin ahlaki boşluklarını bulur ve onları dolduracak bir yol önerir.
Freud aracılığıyla pazardaki kimsenin kendisinden önce anlamadığı bir şeyi anladı: İnsanların güvensizliklerini kaşırsanız onlara almalarını söylediğiniz her şeyi alırlar.