Macit

Gölge, yani ruhumuzun öteki yüzü, bilinçli zihnin karanlık kardeşidir... Ruhumuzun ikizini taşıyan hayalet... Gölge, bilinçli ve bilinçdışı zihnin arasındaki eşikte bekler ve rüyalarımızda onunla, kardeş, dost, hayvan, canavar, düşman, rehber olarak karşılaşırız. O, bilinçli benliğimize kabul etmek istemediğimiz ve kabul edemediğimiz her şeydir; içimizdeki, bastırılmış, yadsınmış ya da kullanılmayan tüm özellikler ve eğilimlerdir.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Adam, uygar olan her şey - bilgili, kibar, idealist, nezih, yani uygar bir yetişkin olma sürecinde baskı altına alınmış her şeyin bedeli. Gölge, adamın bastırılmış bencilliği, itiraf edilmemiş arzuları, asla edemediği küfürler, işlemediği cinayetler. Gölge onun ruhunun karanlık yüzü, kabul edilmeyen ve kabul edilemez olanı... Andersen'in anlattığı şey, bu canavarın insanın ayrılmaz bir parçası olduğu ve yadsınamayacağı… Adamın hatası gölgesini izlememekte.... Bu nedenle, ne kadar iyi ve bilgili de olsa bunlar işe yaramıyor, hayat dolu bir varlık olamıyor, çünkü kendisini köklerinden ayırmış.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Uzlaşmacı yanımız çevreye uyumlu davranışlar sergilememize neden olurken, başkaldırıcı yanımız daha marjinal bir çizgi izler. Bir yanımız üretken ve çalışkan iken bazen de tembel yanımız bize egemen olur. Bazen davranışlarımız sağduyulu düşünceyi izlerken, zaman zaman duygusallığımızın tutsağı olabiliriz.
Sayfa 50·Kitabı okudu
O gün için planlamış olduğunuz şeyleri, hiçbir aksaklıkla karşılaşmadan, sırasıyla ve planladığınız zamanda yapabildiğiniz günlerin sayısını düşünün. Bu satırları yazarken telefon çalıp da başladığım cümle yarıda kaldığında, cümlenin geri kalanı daha önce yazılmak üzere olandan farklılık gösterebiliyor.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Bir yanımız bireyselleşme çabaları gösterirken, diğer yanımız çevremizle bütünleşerek yalnız kalmamaya, kendimizi bir yerlere ait hissetmeye çalışır. Hayatın bir beraberlikler ve ayrılıklar dizisi olduğunu kabul edebilen insanlar, "beraberlik içinde bireyleşme" ile "bireyciliği" birbirine karıştırmamayı başarabiliyorlar. Çünkü doğadan ve içgüdüsel sezgilerimizden koptuğumuz günlerden bu yana, bizler ancak diğer insanlarla ilişki içinde varolabilen varlıklarız.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı