Weinbaum, birçok bilim kurgu yazarı tarafından oldukça sevilen ve saygı duyulan öykücülerden biridir. Bilim kurgu türüne farklı bakış açıları getirerek ileride adını sıkça duyacağımız diğer bilim kurgu yazarlarına hayal gücünün sınırsızlığını göstererek türe çağ atlatmıştır.
Açılışı, kitaba adını veren Bir Mars Destanı ile başlatıp, devamı olan Hayaller Vadisi ile sürdürüyoruz. Biraz kitaba adapte olmaya çalışmaktan biraz da hikayenin anlatıcı olan Jarvis'in mürettebata yaşadıklarını anlatmasından dolayı bu hikayeleri çok sevemedim. Olayları yaşadıktan sonra arkadaşlarına maceralarını anlatmasındansa o anı yaşamasını tercih ederdim. Yani geçmiş zamanlı anlatım yerine şimdiki zamanlı anlatımı okumak daha hoşuma giderdi. Umarım ne demek istediğimi anlatabildim. Hikayenin güzel yanıysa uzaylı arkadaşımız Tvill'di. Yardımseverliğine ve sıcakkanlılığına rağmen iletişim kurması zor olan arkadaşımızı anlamaya çalışmak hikayeyi okumaya teşvik ediyor.
İlk 2 hikayeden sonra gelen Uyumun Doruğu kitabı sevmemi sağlayan ilk adım oldu. Yapılan deney ve yarattığı aksilikler oldukça akıcı ve ustalıkla işlenmişti. Pygmalion'un Gözlüğü, bütün hikayeler içinde en az sevdiğim hikaye oldu. Çıktığı yıla göre yenilikçi olsa da günümüze uyarlayınca bende pek iz bırakmadı. Üşütük Ay ise aksiyonu bol ve hikaye ilerledikçe beni kendine bağlayan bir hikaye oldu.
Kapanışı yine birbirine bağlı iki hikaye ile yapıyoruz. Hep merak ederiz, geçmişte verdiğimiz kararları değiştirme şansımız olsaydı ne olurdu diye. Eğer Dünyaları bizlere bu cevabı Van Manderpootz'un icadıyla veriyor. İdeal ise bir yerden sonra oldukça ürkütücü,insanoğlunun bencilliğinin öne çıktığı ve mükemmeli arayışının her zaman iyi sonuçlar getirmeyeceğini anlatan çarpıcı bir hikaye. Dixon yavrum, sen geç kalmaktan değil,