Bir zamanlar yüzüne kapıyı çarpıp terk ettiği adam içine girmiş, orada sessizce ve yıllarca yaşamıştı. Garip bir halin içine düştü. Uzaktaki vaatlere koşarak giderken, yolunu kesmeye çalışan, genç ümitlerini dağıtan, bu yüzden affetmediği adamın devamı olmak içini acıttı. Ama aynı zamanda, bu tıpkılıkta iki su damlası kadar benzeyişte üstün bir taraf, bir enderlik vardı. Bu hal ona bir an soyluluk belirtisi gibi geldi. Kendini, mutlu olabilmek için alçakgönüllü bir mekan aradığı bu kahrolası dünyada, yaşlı bir çınar gibi köklü hissetti, gururlandı. Sonra bunun ne kadar anlamsız olduğunu fark etti. Ömrünü, yanlışlarının doğru olduğunu iddia etmekle, olmadığı bir adam olabilmek için, kendi halinde bir kadını ezmekle tüketmiş bir adamın devamı, zavallı bir kopyasıydı. İçi iki kere ezildi.