Dünyanın usul usul ağaran o puslu sabahları ve günün turuncu tülleriyle örtünen dingin akşamları etkiler bizi, duygulandırır da. Anlık izlenimler sürekli görünümlerden her zaman daha güçlü, kalıcı ömürlüdür... Alışkanlıklar öldürür güzelliğimizi, bizi değişmek çirkinleştirir de. Kimse düşlerine yetişemez ve kimse geçemez gerçeğini bir adım bile, bu yüzden sıkıntı verir zaman, kısa kalır, sonsuz olur, insanın küçücük ömrünün karşısında. İstemenin kuralı yoktur; istemek yaşamın kendiliğinden sonucudur, ne haklı ne haksız, ne yerinde ne yersiz.
Suda bittim, suda yittim
Etrafı, dünyayı ve hayatı doğru okumaktır bütün mesele. Böyle söylüyor kalem ve kelâm ehli. Israrla, ayrı ayrı açılardan bakarak dünyanın geçiciliğine işaret ediyor. Diyor ki dünya hayatı bir uykudan ve hayâlden ibarettir. Tut ki hayâlinde sultan oldun, tut ki hayâlinde dilenci oldun. Uyandığın zaman ikisi de geçici olacağına göre ele geçmiş olan her şey sonsuz ve hakiki hayata başladığın zaman rüya hükmüne gireceğine göre ne diye gam çekersin.
"Geç gelir tez gider deyû safâ çekme keder
Alemin hâli budur böyle gelir böyle gider"
İçinde bulunduğumuz dünya hayatında safa geç gelir, tez gider. Halbuki elem; sıkça uğrar, biraz da zor gider. Dünya hayatının tabiatı o çünkü ta işin başında "Çamurumuz karılırken yağan kırk günlük yağmurun otuz dokuzu gam, biri neşeydi." diye takviye ederler manayı.
“Göz yum cihana aç gözünü dem gelir geçer
Sen göz yumup açınca bu alem gelir geçer"
ve şöyle devam eder:
"Ademoğlu aleme üryan gelir üryan gider
Mâle vü efgân ile giryân gelir giryan gider. "
Çok tatlı bir söyleyiş sevgili okuyucular. "Afet-i gamdan acep dünyada kim âzâdedir." diyor.
Dünyada kimse var mıdır ki gam üstüne gelmiş olmasın, onun üzerine gam yağmurları yağmış olmasın. "Herkesin bir derdi var mademki âdemzâdedir" diye teyit ediyor. Ademoğlu değil mi onun bir kere mutlaka derdi vardır dışarıdan belli olmasa da. "Bir hümâ-yı zevki bin sayyad-ı gam takib eder." Sayyad avciı demek, hümâ da kuş; zevk kuşunu bin gam avcısı takib eder. Kuşun peşinde bin tane avcı düşünün sevgili okurlar. Belki sen bu kuşu ele geçirebilirsin, olabilir. Yakınına filan düşebilirsin belki ama o avcılardan biri olmazsa diğeri mutlaka onu vurur. "Böyle bir mevhûma bilmem halk neden üftådedir." "Üftâde" düşkün demek. Mevhûm; vehm edilen, hayal mahsulü olan, hakikat olmayan bir şey. Halk, insanlar niçin düşkündür böyle bir şeye? Anlayamıyorum, diyor.
"Hemân ağlayı geldim âleme ağlayı gittim ben
San ol nilüferim kim suda bittim suda yittim ben"
diyor bir başka mühim şair Rehâyî. Bu dünyaya gelirken de buradan giderken de ağladığımıza, bir nilüfer çiçeği gibi suda bitip suda yitip gittiğimize asla şikâyetin kokusu dahi olmaksızın ârifâne bir bakış, bir hatırlatış ve hatırlayış...