Mahfi Saye

Mahfi Saye
@Mahfi_Saye
Reklam
İki yüzlülük
Puan vermedi·520 syf.·
2021 15. kitabı
Yorgunum… Hafa sonumu bu kitabı bitirmeye ayırdım ve sakin kafa ile üzerinde düşünüp inceleme yazmaya hazırladım kendimi. Ama gerçekten içimdeki duygu fırtınalarının hangisinden bahsedeceğim konusunda hiçbir fikrim yok. Martin Eden içindeki cevherin kısmen farkında olan ama asla bunu ortaya çıkarmak için çaba sarf etmeye gereksinim duymamış bir denizci. Yapabildiği en iyi şey denizcilik ve kavga. Herkesin yapabildiği en iyi şeyi yapması gerektiğini ve bununla ilgili konuşması gerektiğini söylerken, kendi yapabileceklerini daha evvel hiç tecrübe etmediği duygular ile öğreniyor. Aşk. Bunu gerçek anlamda hiç tecrübe etmemiş olan bu adam aşkı için, aşık olduğu kadın ile arasındaki uçurumları kapatabilmek için yapabildiği en iyi şeyin istediği her şeyi yapabileceği güce sahip olduğunu fark etmesi olduğunu anlıyor. Evet, Martin Eden istediği her şeyi yapabilecek bir adam. Yeter ki istesin. Kitap tam olarak böyle başlıyor, sınıf farkından dolayı erişilemez olan kadına erişmek için Martin Eden’in çabalarını konu alıyor. Ancak asla kendinden ödün vermeyen bu adam, toplumun isteklerine karşı dimdik ayakta duruyor. Sahip olmak istediklerini sadece kendi istediği yöntem ile elde etmek istiyor. Bunun için seçtiği yöntem ise yazarlık. Toplumun en alt sınıfında yer alan bir denizcinin, üst sınıfta yer alan bir kadına aşık oluşu ve o sınıfa duyduğu özenti ile birlikte dahil olma çabasını okuyoruz. Üst sınıfta yer alan bu kız ile Martin Eden arasında bir aşk başlıyor. Bu aşkın işlenmesi sırasında çok fazla sinirlendiğim kısımlar oldu. Öyle ki nasıl gelgitli bir ilişkiyse artık, her iki tarafa hem kızıp hem hak veriyor olmak beni çaresiz bıraktı. Mart’ın ısrarla yöntemlerinden vazgeçmemesi mi, kadının Martin’i sürekli kendi istediği çerçeveye hapsetme çabası mı, ya da iki yüzlü aile
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Hareket etmeyen, zincirlerini fark edemez
Puan vermedi·152 syf.·
2021 14. kitabı
Ahhh… Genelde kitaplar bitince sıcağı sıcağına inceleme yazarım. İlk izlenimlerim asıl hissettiklerimden ve üzerinde oynanmamış, düzenlenmemiş düşüncelerimden oluşuyor derim. Buna inanırım. Ama bu kitabı bitirince sanırım biraz duraksadım. Henüz adını koyamadığım bir takım duyguları sindirmem gerektiğini düşündüm. Ve şimdi geçtim bilgisayarın başına. Hadi bakalım. Her yerde okuduğum üzere Stalin’i konu eden bir kitap. Ama ben ne Sovyet tarihine ne de Stalin ve yöneticiliğine aşina değilim. Bu sebeple kitap hakkındaki yorumum herkesin aksine bu konuya değinmeden olacaktır. Kitabın seneler önce yazıldığını bilmesem 2002 sonrası Türkiye’yi anlatmak için yazıldığına imzamı atabilirdim. Hayvanlar üzerinden müthiş bir yönetim eleştirisi. Ama ne eleştiri. Asla günümüz hükümetini suçladığım gelmesin aklınıza. (Başıma bir iş gelmeyecekse düşünüyorum) Ben günümüzün tüm oy veren halkını, oy alan siyasetçisini suçluyorum. Güç gerçekten zehirliyor. Zorla ele geçirilen bir yönetimin yine zorla ele geçirilmesi. Ama bundan önce değinmek istediğim bir şey var. Son okuduğum Battallar ve İnsanlar kitabında (Başka kitapta da olabilir) ‘’İnsanlar özgürlükleri için değil, açlıkları için savaşırlar’’ gibi bir cümle vardı. Ya da özgürlük uğruna savaşmak için yeterli bir neden değilken açlık gayet yeterli bir neden olarak görülmektedir imasına gelen bir cümle idi. Evet, bu kitapta da olaylar açlık ile başlıyor. Ve çok daha kötüsü, açlık için savaşırken daha fazla aç kalmak ve bunun farkına varamamak. İşte günümüz! Açlığın getirdiği devrim ile başlayan kitap, egonun ve kişisel çıkarların devreye girmesi ile devam ediyor. Sistemin çarkları dönerken içinde ezilip gidiyoruz maalesef ve bu ezilmişliği, hayatımızın bu şekilde tükenişini izliyor, fark ediyor ama bir şeyler yapamıyoruz. Çünkü bu
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,6bin okunma
DÜNYANIN SONU İNSAN…
Puan vermedi·176 syf.·
2021 13. kitabı
Bu aralar okuduğum kitaplarda insan ve çevresine etkileri ile ilgili çıkarımlarda bulunuyorum ister istemez. Okurken hep bu mesaj veriliyormuş hissine kapılıyorum. Bu kitapta da aynı hislere kapıldım. Battal ismi verilen canlılar ve sahiplendikleri insanlar… Bu kitapta tüm karakterler yer değiştirmiş durumda. Eğer battalları ve insanları kitapta anlatıldığı gibi okursanız büyük yanlış yaparsınız. İnsanları battallar, hayvanları da insanlar üzerinden anlatmış kitap. Ama bir yere kadar. Bir yerden sonra her ikisi de bana göre insan davranışları sergileyen üçüncü bir canlı türünü anlatıyor. Şimdi ruhunuzun bedeninizden çıkmasına izin verin, daha bilge olduğunuzu, geçmişi ve geleceği görebildiğinizi, olayları ve sonuçları kestirebildiğinizi düşünün. Yaşayan tüm varlıklardan daha yüce ve daha bilgili olduğunuzu hayal edin. Hayır hayır, siz Tanrı olduğunuzu düşünün ve dünyaya bakın. Yarattıklarınızın, yine yarattıklarınız tarafından yok edilişini, bu yok edişin sonuçlarını ve tüm canlılara etkilerini görebiliyor musunuz? Bu kitap bunu görebilen biri tarafından yazılmış. İnanılmaz bir özeleştiri var kitapta. Birbiri ile bağlantılı olan tüm canlıların hayatlarını, yaşam alanlarını ve geleceklerini nasıl yok ettiklerini görebilirsiniz. Benim ilgimi daha çok çeken ise şu an hayvanlar ile aramızdaki insan kaynaklı bu işkencenin çok güzel bir dille anlatılmış olması.. Şöyle ki, şu an hayvanlara karşı yapılan tüm kötü muameleleri düşünün. Kitapta battalların insanlara karşı bu kötülükleri yapmamaları için alınmış önlemleri göreceksiniz. Bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum. Mesela hayvanların barınmaları elimizden geleni yeteri kadar yapmıyor ve bu ihtiyaçlarını karşılayamıyoruz. Ancak kitapta insanların barınmaları için olabildiğince dikkat edilmiş, bunu da insan için değil,
Battallar ve İnsanlarPreston L. Allen · DeliDolu · 201477 okunma