Kitabın en sevdiğim cümlesi en sonda yer alıyordu. Paylaşımın başlığı oluverdi. Şimdi, nerden başlasam bilemedim. Bakalım toparlayabilecek miyim?
Boşlukta duran beyimizin şekerleme sonrası ne yapacağını düşünürken geliyor aklına yaratmak. Ama ne yaratmak. Böyle başlıyor. Soyut ve somut ne varsa Bay Tanrımız ucundan başlıyor. Aklına geldikçe, hafif hafif, sakin sakin. Kavram kavram işliyor evreni. Zaman, boşluk, uzay, kuantum derken zincirleme gelişiyor olaylar ve evren hayat buluyor. Tüm bunları eğlenceli bir dil ile anlatıyor ilk zamanlar. Hadi canım sende diyorsun önceleri. Ama sonra biraz bilim, ilim giriyor. Fizik, matematik derken kitabın bitmesine 50 sayfa kala falan biraz sıkıyor. Analitik düşünen biri değilim ben. Bu sebeple bilimsel terimler işin içine girdiğinde biraz bocalıyorum. Ama sonra tekrar düzeliyor. Spoiler vermek istemiyorum. O sebeple tam detaylara girmeyeceğim. Ama bir de Belhor detayı var. Ben Belhor için bir takım ihtimaller düşünmüştüm ama sonunda biraz şaşırdım. Daha dar bir bakış açısına sahipmişim anlaşılan. Tanrımız benden daha geniş düşünüyormuş. Neyse, detaylara girmeyeyim. Ben yazarın dilini çok beğendim bu arada. Yani başka bir kitabını sorgusuz alıp okuyabilirim. Eğlenceli, anlatımı basit ve gereksiz betimlemelerden oldukça uzak. Yormuyor, kasmıyor. İşte dediğim gibi, sadece bilimsel konular girdiğinde biraz bocalıyorum o kadar.
Son olarak altını çizecek cümle bulmakta zorlanmayacaksınız. Sonlara doğru biraz daha azalıyor ama oldukça var diyebilirim. Ben beğendim, okurken Adem'den Önce kitabı geldi aklıma. En azından anlatım, eğlence ve kurgu bakımından. Onu da okumanızı tavsiye ederim. Ve incelemenin sonuna geliyorum. Sizin için karar vereceğiniz bir veri bıraktığımı çok sanmıyorum aslında. Yazmak için yazılmış bir inceleme gibi