mihriban daş

mihriban daş
@Mahipar
Mesele belaya vasıta olanı değil, ona müsaade edeni(cc) fark etmektedir.
Sayfa 226
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
beyaz yazı en iyi siyah zeminde açığa çıktığı gibi, insandaki birtakım haller de Cenab-ı Hakk'a ait esmaların zuhur etmesine vesile olur. Insan hastalanarak Cenab-ı Hakk'ın 'hastalanmayışına' ayna olurken, her varlığın ölmesi, O'nun ölümsüz olduğuna işaret etmektedir.
Sayfa 201
"Sıradan otlar, bir ayda yetişir. Gül yetiştirmek isteyen bir sene beklemelidir" (Mesnevi, Cilt, 6).
Sayfa 214
Yine Efendimiz (sav) buyurdular ki: "Zahitlik, helal olanı haram etmek veya malı ziyan etmekle olmaz. Gerçek zabitlik, Allah'ın elinde olana, kendi elinde olandan daha çok güvenmen ve bir musibete düştüğün zaman getireceği sevabı sebebiyle, onun devamına rağbet göstermendir" (Tirmizî, Zühd, 29).
Sayfa 210
Mesnevi (Cilt, 5) bize şu dersi verir: "Yoksul bir derviş Herat'ta, Horasan Valisi'nin süslü püslü kölelerini gördü. Köleler Arap atlarına binmiş, altın sırmalı elbiseler giymiş, daha başka süslerle süslenmişlerdi. Derviş Bunlar hangi beylerdir, hangi ülkenin padişahlarıdır?' diye sordu. Ona dediler ki: 'Bunlar bey değil. Horasan Valisi'nin köleleridir. Yoksul derviş kalbinden geçen Allah'ım kula bakmak nasıl olurmuş bak da Vali'den öğren' cümlesine engel olamadı. Derviş çıplaktı, yoksuldu, yiyeceği yoktu, kışın soğukta tir tir titriyordu. Elinde olmaksızın böyle bir cürette bulundu. Nihayet günün birinde padişah, vâlinin bazı işlerinden rahatsız oldu ve elini ayağını bağlanıp onu zindana attı. O süslü püslü kölelere de Efendinizin hazinelerinin yerini söyleyin diye türlü işkenceler etti. Gece gündüz çekilen işkenceler neredeyse bir ayı buldu. Fakat tek bir köle bile efendisinin sırrını söylemedi. Konuşmayacağı anlaşılan kölelerin hepsi paramparça edilerek öldürüldüler. Yoksul derviş, uykudayken ötelerden şöyle bir ses işitti. Ey kendini derviş zanneden kişi, gel sen de kul olmayı valinin kölelerinden öğren.
Sayfa 207