Bunlardan sadece bir hane seçmiş Aytmatov. Savaşta yaşanan acılara cepheden değil cephe gerisinden bakmış… Çocuklarını ve oğullarını savaşa gönderen bir ananın gözünden… Evet, belki de ölen yüzlerce insandan sadece bir tanesini ele almış Aytmatov. Üstelik çok kısa bir şekilde ele almış.
İyi bir savaş romanı okuduğumuzda resmen bizi o savaşın içine çeker. Bize o savaşı yaşatır. Bazen bir bomba yanımızda patlar. O patlayan bombayla şehit düşen arkadaşınızın sancısını yüreğinizde hissedersiniz. Toprak Ana ise o savaşın arkasındaki acıları size yaşatmış.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,7bin okunma
Hayatımın erken dönemlerinde öğrendim ki eğer bir şeyi istiyorsan, biraz gürültü yapsan iyi olur. İşte biz haklarımızı almak için biraz gürültü yapacağız...
Yeryüzü çiçekleri ile denizleri ile dağları ile ve diğer bütün güzellikleri ile insanların yaşayacağı bir yer olacağına, beyaz adamın siyah adama zindan ettiği bir dünyaya dönüştürülmüştü.
Almanya'da 4 ciltlik bir kitap basıldı. O kitabın içerisinde herkes bilmeye ve görmeye başladı ki bu prensipleri hep ibn-i Hayyan ortaya koymuş. Avrupalılar Cabir b. Hayyan'ın kitabını 14. asırda tercüme etmişlerdir ama, tercüme ettiklerinin ne olduğunu ancak 16. Asırda anlamışlar ve böylece Lavoisier, ortaya çıkmıştır. Öbür söylediğini 17. Asırda anlamışlar, Gay Lussac Prensibi ortaya çıkmıştır. 19. Asırda yer çekimi prensibini anlamışlar, böylece Newton Kanunu ortaya çıkmış. Ama bunları Cabir b. Hayyan on asır önce ortaya koymuştur. Ayrıca Cabir b. Hayyan bütün ilim tarihinde ilk defa laboratuvar kuran ilim adamıdır. Gözlem ve deney metodunu ilme getiren insandır. Hatta kendi laboratuvarında ilk suni hücreyi yapmış insandır. Bugün Almanya'da Cabir b. Hayyan'ın eserleri üzerine doktora çalışmaları yapılıyor. Ama bizim kitaplarımızda, bizim okullarımızda, bugün Newton Prensibi ögretilir, Hayyan'ın adını bile söylenmezler. Maalesef biz kendi büyüklerimizin, kendi alimlerimizin farkında değiliz. Davam kitabından keşke okullara egitim kitabı diye verilse ders anlatılsa her hekese okutulsa.
Bu kitabı okuduktan sonra, gurbetin ne kadar zor, insanların isteklerinin ve arzularının ne kadar acımasız, insanoğlunun ne kadar bencil olduğunu bir kez daha anladım. Kitabın ana karakteri olan Bayram'ın bir sarı Mercedes Bal Kız uğruna hayatından çıkardıklarını, insanları kendisinden uzaklaştırmaya çalışırken bencil bir karaktere bürünüşünü eninde sonunda elinde hiçbir şey kalmadığını acınası bi hale düştüğünü okuyacaksınız. Ben çok üzülmüştüm kitabı okuduğumda. Her kütüphanede olması gereken bir eser. Tavsiye ederim...