Gözlerimi ondan kaçırmak istemedim. Karşısına geçip dakikalarca bakmak ve içini görmek, beynini okumak istedim. Ama olmayacaktı, biliyordum. Bilmediğim dilde yazılmış bir kitabı, ne kadar istersem isteyeyim, elimde sözlük olsa bile okuyamazdım.."
Sadece suçlular özür dilerdi, sadece saklayanlar bilirdi sakladıklarının nerede olduğunu, sadece ateş dokunabilirdi ateşe, su güneşe dokunsa sönerdi güneş... Biliyordum , bilmediğim bir şeyler vardı. Tahmin edemediğim, etmediğim, edemeyeceğim. Ve biliyordum, ateş güneşe dokunduğunda bu sefer harlanmayacaktı güneşin ateşi, bu sefer güneşi söndüren su değil ateş olacaktı. Bizim güneşimiz sönmek üzereydi. Bizi karanlık, kapkaranlık günler bekliyordu
Seni aldılar, götürdüler... ve bunun adı sözlükte ayrı kalmak olmadı, bunun adı mahvolmak oldu... Sen gittin, biz seninle ayrı kalmadık, biz seninle mahvolduk."