Fatih Duman, serinin bu eserinde İstanbul'un aşıklarından birisi olan Telli Baba nam-ı diğer İmam Abdullah Efendi'yi misafir etmiş. Peki neden Telli Baba? O'nu O yapan sevdası, biricik sevgisinden geriye kalan yalnızca bir tutam gelin telini başındaki takkesinde taşırmış. Bu sebeptendir ki halk O'na Telli Baba demeye başlamış. O'nun sevdası öyle bir sevdaymış ki yanmış, yanmış, yanmış ve Allah aşkı ile yanıp tutuşurken bulmuş kendini. Aslına bakılırsa yine ve yine kavuşulamayan, acıyla yarım kalan bir aşk hikayesi. Ama O taşıdığı bu aşkı göğe yükseltmiş ve sonunda sonsuz aşka kavuşmuş.
Kitabı okurken İstanbul'da olmayı çok diledim. Bu kitabı Telli Baba Çay Bahçesinde çayımı yudumlarken okumayı çok istedim. Sarıyer'de gezinmeyi çok istedim. İstanbul... Öyle bir şehir ki her sokağında geçmişten bir hikaye gömülü. Yine çok derinden bir hikaye ile sayfaları kapattım. Ama hiç kapanmayacak bir hikayeye daha şahit oldum. Hamd olsun.
DemFatih Duman · Nesil Yayınları · 20172,651 okunma
"Aşk dediğin vazgeçebildiği kadardır insanın, terk edebildiği kadardır. Aşkın için neyi terk edebildiysen ve sahip olduğun neyden vazgeçebildiysen aşka merteben de o kadardır. "aşk nedir?" diyorsun. Bilmeyene nasıl anlatacaksın onu? Sen daha elif diyemezken ben sana koca bir kitabı nasıl kıraat ettireyim? Aşk varlık ile yokluk arasında daha beden yaratılmadan, alem yaratılmadan, dünya yaratılmadan ve belki de yokluk dahi yaratılmadan var olandır. Aşk ki, O'nu sevmenin, sevdiğini O'nun için sevmenin, sevildiğini O'nun rızası bilmenin adıdır. Değil mi ki O vardır, o vakit aşk yalnızca O'nunla olandır."
"Aşk kaderidir insanın, alnında yazısıdır, gönülde sızısıdır. Ve yoksa eğer yani ki yazmamışsa kudret kalemi ile Katip onu alnına, beyhudedir uğraşmak. Yazılmamışı yazmaya çalışmak ne boş iş. Veyl olsun..."
"Aşk ilahi bir haldir. Gelmeden evvel hiç belli etmez kendini. Bilmem ki; Allah aşkı hangi melekle gönderir. Sessizdir; sezdirmeden, bildirmeden ve belli etmeden gelir."