Çırpınan parmakların üzerinde sürükleniyor tabutum.Ağırlığımdan pay alan hafifliyor.Fakat onların ağırlıklarından da ben alıyorum payımı galiba.Konuşma ihtiyacı duyuyorum birden.Nereye gittiğimi bilmesem,"Beni nereye götürüyorsunuz?"diye soracağım.Dalgaları git gide o kadar büyüyor,sal o kadar hızlanıyor ki nereye gittiğimi bilmeme rağmen o yakıcı soruyu sormak istiyorum:"Beni nereye götürüyorsunuz?"Hayır dudaklarımı açamıyorum.İki dudağımın arasına harç dökülmüş.Ayrılmıyor birbirinden.Açılamayan ağızda dil ne yapsın.Soru sorma hakkım alınmış.Cevap zamanı yaklaşıyor.Demek ki başkası soracak..