Gabor Maté bu kitapta çok net bir şey söylüyor: Dikkat eksikliği sadece “odaklanamama” değil, çoğu zaman bir hayatta kalma stratejisi. Çocuklukta yaşanan stres, duygusal ihmal ya da yoğun baskı, zihnin kendini koruma biçimini şekillendiriyor.
En çarpıcı tarafı şu oldu:
“Bozukluk” diye etiketlediğimiz şeylerin birçoğu aslında bir zamanlar işe yarayan uyum mekanizmaları.
Kitap boyunca şunu düşündüm:
Kaç çocuğa “yaramaz”, “dikkatsiz” diyoruz ama aslında onların hikâyesini hiç sormuyoruz?
Benim için iki güçlü farkındalık bıraktı:
• Dikkat eksikliği tek başına biyolojik bir kader değil, çevreyle derin bir ilişki içinde
• Şefkat, özellikle kendine gösterilen şefkat, iyileşmenin en kritik parçası
Okurken hem kendimden parçalar buldum hem de birçok danışanım gözümün önünden geçti.
Bazen bir insanın ihtiyacı olan şey daha fazla disiplin değil, daha fazla anlaşılmak.
Kısa değil ama net:
Zihin dağılmıyor… aslında bir şeyleri taşımaya çalışıyor