Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Polisiye türünü çok seven ve klasik polisiye yazarlarının eserlerinin büyük çoğunluğunu yalayıp yutan bendeniz, ilk kez duyduğum bir yazarın kitabıyla yeni bir deneyim yaşamak adına başladım Haçlı Katil’i okumaya. Okudukça Agatha Christie’nin Poirot-Hastings ikilisi ve Conan Doyle’un Sherlock-Dr. Watson ikilisi esintileri yakaladığımı farkettim. Bu yüzümde bir tebessüm oluşturdu Dedektif Robert Hunter ve Carlos Garcia ikilisinin ilişkisini okudukça.
Ortada ince işlenmiş bir olay örgüsü var kitapta. Ancak benim değinmek istediğim, eleştirel demeyelim de kitabın bende uyandırdığı hissiyat ile ilgili bir şey var. Hikaye finale yaklaşırken bazı şeylerin “yazarın kafasındakini birden yazıp oldu bittiye getirmesi” şeklinde tabir edebileceğim bir anlatımı vardı. Sanki olaylar hikayenin kendi içerisinde, romanın evreninde çözülmüyor gibiydi. Karakterin durup birden ‘olayları çözdüm’ havasına bürünmesi ve bunu sağlam bir arka plana oturtmaksızın birden yapması bana fazlasıyla Poirot-vari bir esinlenme denemesi olarak geldi. Yazarın ilk kitabı olduğu için anlatım tarzı bazı noktalarda tolere edilebilir. Yazar gerçek hayatta suç psikolojisi üzerine deneyimleri olan birisi ve bu kitapta oluşturduğu olay örgüsü, karakterler ve cinayetlerin işleniş tarzına gerçekçilik katıyor. Genel anlamda keyifli bir okumaydı benim için bazı eksik noktaları, bahsettiğim o “yazarın baştan beri kurguladığını kitabın evrenine yedirmeden birden sunması” ile inandırıcılığını sorgulatmasını saymazsak.
İncelemenin sonuna gelirken şunu söyleyebilirim; yazarın diğer eserlerini sırasıyla okumaya devam edeceğim ve inanıyorum ki ilk kitabındaki bazı anlatımsal farklılıkları daha çekici kılacağı eserleri olacaktır. Sonuçta bazı yazarlar eser verdikçe devam kitaplarında yıldızı parlayabiliyor. Puanım 8/10