Ölü bir kentin
meydanında durup
kırmızı ayakkabıları bağlıyorum...
Bana ait değiller,
Anneminler.
Ona da annesinden kalmış.
Bir aile yadigarı gibi elden ele geçmiş
Ama yüz kızartıcı mektuplarmışcasına gizlenmişler de.
Ait oldukları evler ve sokaklar da gizlenmiş
tıpkı
bütün kadınlar gibi...
Aynı şekilde erkekler de, kadınlar gibi, ikili doğalarını adlandırmalıdırlar. En değerli sevgili, en değerli ana baba, en değerli arkadaş, en değerli "vahşi adam", öğrenmeyi isteyendir. Öğrenmekten zevk almayanlar, yeni fikirlere ya da deneyimlerin çekimine kapılmayanlar şu an bulundukları konumu aşıp gelişemezler. Acının köklerini besleyen tek bir güç varsa, o da bu anın ötesinde öğrenmeyi reddetmektir.
Öyküde küçük köpek kendi yaşamı için savaşır. Bazen derin bilgeliğimizi sıkı sıkı elde tutmayı öğrenmemizin tek yolu, bir yabancının ortaya çıkıvermesidir. O zaman değer verdiklerimiz için savaşmaya - ilgilendiğimiz şeyler konusunda ciddi olmak için savaşmaya, Robert Bly'ın "kendini mükemmel hissetme arzusu" dediği yüzeysel tinsel amaçlarımızı geliştirip aşmak için savaşmaya, başladığımız şeyleri bitirmek için savaşmaya mecbur kalırız.