Kendini beğenmişliğe çok az miktarda da olsa her insanda rastlanır. İnsanın kendini beğenmişliğini
apaçık sergilemesinin başkaları üzerinde istenilen etkiyi yapmayacağı düşünülerek ilgili özellik, çoğu
zaman güzelce saklanıp gizlenerek çeşitli kılıklara büründürülür. İnsan belirli ölçüde bir alçakgönüllüğü
içinde barındırabilir ama yine de kendini beğenmiş olabilir. Kendini beğenmişliğinde o kadar ileri
gidebilir ki, ya başkalarının kendisi hakkında vereceği yargıyı hiç önemsemez ya da açgözlülükle söz
konusu yargının peşine düşer ve onu kendi lehinde etkilemeye çalışır.
O dönemde her şey işte bu şekilde metafizige, abartıya kaçmadan, büyüteç kullanmadan çıplak gözle görülürdü. Maddi ya da manevi unsurların incelenmesi için henüz mikroskop icat edilmemişti.
Sayfa 217 - İş BANKASI. KÜLTÜR YAYINLARI·Kitabı okudu
Kısaca bizi yolumuzdan alıkoymayacak şeyler bilinç alanında yer alır, tutum
ve davranışımızı açıklamada başvurduğumuz nedenleri zayıflatacak şeylerse bilinçaltını boylar.
Böyle bir düşünce, düşünülecek gibi değildir. Öyle düşünceler vardır ki, insan hem başkalarından, hem
de kendisinden gizlemek, kaçırmak ister, dolayısıyla açık seçik zihninden geçiremez. Hastamızın
düşüncesinin bilinçsiz kalması da haklı olarak bu nedene dayanmaktadır.
Gelgelelim, annesi erkek kardeşinin başarılarına nasıl ilgi göstermişse, kız
kardeşinin başarısızlıklarıyla da aynı şekilde ilgilenmiş, bu ilgi de tuhaf bir nedenden kaynaklanmıştır:
Hastamız normal derslerden kötü not alırken kız kardeşi ahlak dersinden kötü not almış, böylelikle
evdekilerin dikkatini kendi üzerine çekmeyi çok daha iyi başarmıştır; nedeni de, ahlak dersinden kötü not
almanın öteki derslerden alınacak kötü notlarla kıyaslanamayacak kadar ayrı bir toplumsal önem
taşımasıdır. Bu durum okulca özel birtakım önlemlere başvurulmasına yol açabileceğinden anne ve
babayı ister istemez çocukla daha çok ilgilenmek zorunda bırakır.