Pancar... sen nelere kadirsin.
Özetlenmesi zor bir kitap olsa da vira Bismillah deyip bi yerden başlamak lazım. 4 farklı hikayeden oluşuyor, geçmiş ve günümüzde geçiyor kitap. Bütün karakterler bir noktada buluşuyor elbette, hatta bunun üzerine saçma sapan da olsa bir sürü tahminde bulundum okurken. Tüm bu insanları bir araya getiren şey ise "koku"
Hikaye modern günümüz insanı ile başlayıp yaşlanmaya başladığı için ölüm tehlikesi yaşayan bir kralla devam ediyor. Kahramanımız alobor... ölümsüzlük isteyen, suya susamış gibi susayan karakterimiz nihayetinde -ölümünden kaçan Kudra- eşini bulunca ve ölümsüzlüğü keşfediyor. Zevk ve bereket tanrısı Pan ile karşılaşınca kaldıkları yerden devam ediyor yolculuk.
Nefes teknikleri, kamasutra, ritüeller, tütsüler ve tanrılarla devam ediyor yolculukları. Ancak hiç yaşlanmamanın, ölümsüz olmanın bedelini gittikleri hiçbir yerde uzun süre kalamayarak, ordan oraya göç halinde yaşayarak ödüyorlar. Farklı insanlar, farklı kültürler ve farklı geleneklerle tanışıyorlar.
Pan ile yeni dünyaya giderken kokusunu maskeleyecek bir arayışa giriyorlar.
Yüzyıllar süren yolculuğun ardından kudra yaşlanmayı seçiyor, Alobar her ne kadar kabul etmek istemese de saygı duyuyor.
Pan'ın kendi kokusunu bastıracak kokuyu Alobar tek başına bulmak zorunda artık. Türlü arayışlar içinde olan kahramanımız pancarı böylelikle keşfediyor.
Kudra'ya kavuşma ümidiyle yanıp tutuşan Alobar'ın yolu yeni dünyada; kitabın başından bu yana anlatılan ve sonrasında dahil olan karakterlerle kesişiyor. Kimi koku sayesinde, kimiyle ölümsüzlük aşkına...
Kitap yıllardır çok övülüyor Türk yazarlara karşı olan önyargımdan dolayı bir türlü okuyamadım, en son değişik bişeyler okuyayım derken elime aldım ve yine bir hayal kırıklığı..Nedenine gelirsem yine klasik edebiyat harici kitap ve romanlardaki fazla uzatma söz konusu ve kahramanların çok fazla abartılıp övülmesi. Ölmekten kastım da kahraman/ların kaşına gözüne kadar herşeyi gereksizce uzatma ve anlatma var işin içinde. Kitabın sonunu getirmek huyumdur Kinyas'tan da Kayra'dan da nefret ettim özellikle söz konusu kadınlara olan davranışları olunca. Vasat desem yazara ve okuyucularına haksızlık olabilir, emeğe de saygısızlık olabilir ama keşke herkes kitap yazmasa hadi yazıldı bu kadar uzatılmasa 500 sayfalık bir kitap ise yarısı boş cümlelerden oluşuyor. Velhasıl kelam gereksiz abartılan bir kitap, çok severek okuduğum yazarlar olsa bile önyargım henüz tam manasıyla kırılmış değil.
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Okuduklarıma eklemeden önce şöyle bir incelemelere göz atayım dedim çoğunluk beğenmiş ki bnce bunda kahramanimizin kadin olmasi aşağilanmasi bir "nesne"ymiscesine davranılmasında payi büyük.Artik hayatımızda olağan seyler olduğu için bunun gibi birçok şey duymusuzdur elbet hepimiz.Lakin bana gelecek olursak bn 2yil evvel elimde başka alternatifim yoktu diye okudum kitabı resmen okumuş olmak için okudum bir nevi.Çok tanidik geldi bana hikaye (ki söylediğim gibi kanimca çoğunluk nu yuzden sevmis olmali) ama bn sevemedim öylesine bitirdim kitabin sonunu getrmk yarim birakmamak için.Yazara veya emeğine laf söylemek haddim deil sadece düşüncemi paylaşıyorum ama bana cok acemice yazılmış gibi geldi.(cok uzattım)
"Çocuk kalbi" bana göre cocuk kitabından cok daha ötesi.bakış açınizi değiştiren çok örnek barındırıyor.yazar kahramanimiz üzerinden çok ders niteliginde "olay"lar zinciri anlatıyor aslında.bn çocuklarıma defalarca okudum kendim de o kadar cok sevdim ki çocukluğun o saf dünyasına iniyorsunuz okurken
Çocuk KalbiEdmondo De Amicis · Olympia Yayınları · 202020,5bin okunma
Bir kitap ki hem tebessüm ettiren, bazen huzunlendiren, yeri geliyor ki ağlatan.Dunyaya Zeze'nin gozuyle bakıyorsunuz bir yerden sonra mutlaka okunmasi gereken kitaplardan 10 puani fazlasıyla hakediyor
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,3bin okunma