Aydan Məmmədova

Aydan Məmmədova
@Mammadova01
Bir yanımız çöl , bir yanımız deniz
Elbette korkuların sebepleri vardır. İnsan sadece dışarı­ dan gelecek tehlikelerden değil; içeridekilerden, kendi giz­li yaralarından da korkar. Hatta en çok onlardan ...
Reklam
Ben unutmam. Bu meziyet, ahir ömrümün bana verdiği en büyük cezadır. Yaşadıklarımı, yaşamadıklarımı, söylediklerimi, söylemediklerimi, hatta izlediğim filmleri ve o filmlerin bana fısıldadıklarını dahi unutmam.
“Bir heykeltıraş olan büyükbabam ben çocukken öldü. Ve öldüğü zaman, birden onun için ağlamadığımı, fakat yaptığı şeyler için ağladığımı fark ettim. O dünyayı şekillendirmişti. Dünya’ya bazı şeyler yapmıştı. Öldüğü gece, dünya on milyon güzel şey kaybetmişti.” “Büyükbabam, herkes öldüğü zaman geride bir şey bırakmalı, derdi. Bir çocuk, bir kitap, bir resim, bir ev, yapmış olduğu bir duvar ya da bir çift ayakkabı. Ya da ekili bir bahçe. Ellerinin bir şekilde dokunduğu ve ruhunun öldüğün zaman gidebileceği bir şey, öyle ki insanlar senin diktiğin ağaç ya da çiçeğe baktığı zaman seni orada görebilsinler. Ne yaptığın önemli değil, derdi, yeter ki sen ellerini onun üstünden çektiğin zaman, ona dokunduğun zamanki halini değiştiren bir şey yapmış olasın. Otları sadece biçen bir adamla, gerçek bir bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Otları biçen bir adam orada hiç bulunmamış gibidir, / fakat bahçıvan ömür boyu oradadır.”.
Güneş her gün yanıyordu. Güneş, Zaman’ı yakıyordu. Dünya hızla bir daire çiziyor ve kendi ekseni çevresinde dönüyor, zaman da nasıl olsa Montag’ın bir yardımı olmadan, yılları ve insanları yakıyordu
Bir insan kaç kez yıkılıp hâlâ sağ kalabilir?
Reklam