Kim bilir belki de insanlığı bu derece inatla ve bu derece kendine özgü bir biçimde seven bu kahrolası ihtiyar, böyle kendisine benzer pek çok ihtiyardan oluşan koca bir kümenin içinde, hem de hiç rastlantısal olmayan, tam aksine bir uzlaşma sonucunda, sırrın korunması için,mutsuz ve zayıf insanları mutlu edebilmek amacıyla sırrın bu mutsuz ve zayıf insanlardan saklanması için çok çok eskiden kurulmuş gizli bir birliğin içinde hala varlığını sürdürmektedir. Bu mutlaka böyledir, zaten de böyle olmalıdır. Hatta masonların da onların temelini oluşturan tıpkı buna benzer bir sırları olduğunu hayal eder gibiyim, çünkü Katolikler masonlardan öyle nefret ediyorlar ki, onları rakip olarak görüyorlar, düşünce birliğinin parçalanma nedeni sayıyorlar. Oysa ki tek bir sürü olmalı ve başında bir tek çoban bulunmalı.
İnsanları bile bile ölüme ve yıkıma götürmek gerektiğini, bundan başka nereye götürüldüklerini hiçbir şekilde fark etmemeleri ve bu zavallı körlerin hiç olmazsa yolda olsun kendilerini mutlu saymaları için bütün yol boyunca onları aldatmak gerektiğini görüyor.
Milyonlarca varlığın sırf alay olsun diye yaratılmış olduğuna, bu varlıkların ellerindeki özgürlükle başa çıkamayacaklarına, bu zavallı isyancıların arasından hiçbir zaman kuleyi tamamlayabilecek babayiğitlerin çıkmayacağına ve yüce ideal sahibinin kafasındaki uyumlu düzen hayalini böylesi herifler için kurmadığına inanmak için iradesini mükemmelleştirmek gibi bir ahlaki mutluluğun hiç de o kadar önemli olmadığını görüversin.
Farzet ki, sadece maddi ve kirli nimetler isteyen bütün bu insanların içinden bir tanecik olsun benim ihtiyar engizisyon yargıcım gibi biri çıksın. Bu adam çölde köklerle karnını doyurmuş ve kendisini özgür ve mükemmel hale getirmek amacıyla vücuduna üstün gelmeye çabalarken cinnet geçirmiş olsun ama bu arada da yaşamı boyunca insanlığı sevmiş birisi olsun.
Ama sürü tekrar toplanacak ve artık kesin olarak boyun eğecek. O zaman biz onlara sessiz, sakin bir mutluluk, yaradılışlarına uygun, zayıf varlıklara özgü mutluluğu vereceğiz.