yıllardır dikkat ederim; dış basın-yayında, bilimsellik taslayanlar dâhil dış kaynaklarda ne zaman Türklerin sanata, edebiyata, felsefeye, yönetime, insanlığa, İslam öncesi olsun, İslamiyet'e girişten sonra olsun inkâr edilemeyecek kadar büyük katkılarından bahsetmek zorunluluğu doğsa, bu Batılı, bağnaz yazarlar, bir türlü şuna adını koyup "Türk" diyemez, düpedüz Türk'ün eserini "Moğol", "Çin", o da olmadı yalnızca coğrafi ad, "Orta Asya", daha sonrakiler de "Arap" veya "Fars" diye geçiştirirler. Eğitimlerini bazı sömürgelerdeki gibi İngilizce yaptıklarından kendilerini ayrıcalıklı gören bazı "aydın"larımız ise, tarihlerini Türk'ün baş düşmanı İngiliz'in kitaplarından okur, bu Haçlı havasına kapılır. Kendi kimliklerinden kaçarlar. Onlara göre "Türkiye'yi tanıtmak" Roma-Yunan akrabalığı taslamaktır.