Senanur

Senanur
@ManyetikMarsli
INTP Ben evren kadar atomdan oluşan ve evrende bir atom kadar olanım! -Richard Feyman
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kesinlikle
İkide bir işimize karışan Batılılara gelince; önce bu Batılıları tarihleriyle, ayıpları ve gerçek niyetleri ile iyi tanımamız gerekir. Onları gözünüzde büyütmemeli, zayıf taraflarını da iyi bilmeliyiz. Bize "İnsan Hakları" dersini kim veriyor? Almanların daha 50 yıl önce Musevilere, bugün Türklere yaptığına bakınız. İngilizlerin İrlanda'da yaptığını TÜRK hiçbir yerde yapmamıştır. Ya ABD? Amerika yerlilerinin uğradığı soykırım ve kültürel soykırım bugün dahi süregelmektedir. Ya kendini büyük vehmeden Fransa? Kendi içindeki ve Cezayir'deki Müslüman ahaliye yapmadığı kalmıyor. Böyle ülkelerden gelip de hükümet mensuplarımıza ders vermeye kalkanlar önünde özür diler tavırlar takınan, hatta onların gözüne girmeye çalışan onuru eksik kişilere, artık bu milletin tahammülü kalmamıştır. Yarın gelecekteki onurlu yetkililerimiz Batı'dan gelenlere cevaben kibarca Batı Trakya'dan, Kerkük'ten, Bosna ve Çeçenistan'dan bahsedeceklerdir. O da yetmezse kendilerine gülümseyerek İrlanda, Cezayir, Seminol, Navaha gibi kavimler hakkında sorular yöneltilecektir. İçin için bize olan saygıları da artar. Çünkü insanoğlunun tabiatı böyledir.
İslam dünyasını da artık daha fazla ihmal edemeyiz. Unutmayalım ki, tarihi, dini bağlarımızın yanı sıra bu ülkelerle doğal kaynaklar ve sanayi ve tarım pazarları açısından da ilgilenmemiz gerekmektedir. Gerçi bugün birçok İslam ülkesinin İngiltere, Fransa ve ABD'den bağımsız oluğu söylenemez. Zaten Batı, gücünü o İslam ülkelerinin kaynaklarından ve kısmen de pazarlarından almaktadır. Çoğu yerde Osmanlı devletinin mirasını yemektedir.
Böyle"aydın(!)" insanlar çok var ne yazık ki
yıllardır dikkat ederim; dış basın-yayında, bilimsellik taslayanlar dâhil dış kaynaklarda ne zaman Türklerin sanata, edebiyata, felsefeye, yönetime, insanlığa, İslam öncesi olsun, İslamiyet'e girişten sonra olsun inkâr edilemeyecek kadar büyük katkılarından bahsetmek zorunluluğu doğsa, bu Batılı, bağnaz yazarlar, bir türlü şuna adını koyup "Türk" diyemez, düpedüz Türk'ün eserini "Moğol", "Çin", o da olmadı yalnızca coğrafi ad, "Orta Asya", daha sonrakiler de "Arap" veya "Fars" diye geçiştirirler. Eğitimlerini bazı sömürgelerdeki gibi İngilizce yaptıklarından kendilerini ayrıcalıklı gören bazı "aydın"larımız ise, tarihlerini Türk'ün baş düşmanı İngiliz'in kitaplarından okur, bu Haçlı havasına kapılır. Kendi kimliklerinden kaçarlar. Onlara göre "Türkiye'yi tanıtmak" Roma-Yunan akrabalığı taslamaktır.