Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdadıma saldırdımı, hatta boğarım! ...
-Boğamazsın ki!
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam;
Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale;
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?
Sararmış bir ormanda çatallandı önümdeki yol,
Üzgündüm gidemiyordum ikisine birden
Ve yalnız bir yolcu olarak, durdum uzunca
Baktım olabildiğince uzağa
Kıvrıldığı yere kadar yolun çalılıklar arasında,
Sonra diğerine saptım, ilki kadar güzeldi o da,
Ve belki daha çok onun hakkıydı,
Çünkü ot bürümüştü üstünü ve yürünmek istiyordu;
Fakat gelip geçenler
İkisinde de yürümüştü.
Ve o sabah işte ikisi de uzanıyordu önümde
Adım atılmamış yapraklar içinde.
Aman dedim, ilk yolu başka bir gün denerim!
Hoş, biliyordum yolların çıktığını başka yollara,
Bir daha buraya geri döner miydim acaba?
Ah çekerek anlatacağım bunu hep
Üzerinden çokça zaman geçse de:
Bir ormanda çatallandı önümdeki yol ve ben
Daha az gidilmiş olanı seçtim ben,
Ve işte bu oldu bütün farkı yaratan.
Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.