Pınar

Pınar
Dil kılıçsa, söz cihanının hakimi benim.
Güç nötrdür; seçiminle iyiliğe de kötülüğe de dönüştürebilirsin.
Ne biçim bir hikayeydi bu böyle, insanoğlu bunları yapabilecek kadar korkunç bir yaratıksa yaşamanın ne anlamı vardı!
Sayfa 356 - İnkılâp Yayınevi·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nezaketin boyu yoktur.
”Oysa kibarlığın boyla posla ne ilgisi vardı?”
Sayfa 355 - İnkılâp Yayınevi·Kitabı okudu
Motivasyon geçicidir. Disiplin ise sistemdir.
“Disiplinin hayatı düzenleyen, serbest zamanı artıran, başkalarına engel olmadan serbestçe yaşamanın yolunu açan bir şey olduğunu anlatırdı.”
Sayfa 354 - İnkılâp Yayınevi·Kitabı okudu
Işık senin üstünde. Kaçmak da senin tercihin, parlamak da.
“Her insan kendi hayatının başrolünde oynuyor.”
Sayfa 349 - İnkılâp Yayınevi·Kitabı okudu
Mutlu Günler Mezarlığı!
İlyas'ın Roma'da bir restoranda çalışan akrabaları varmış. Onları ziyarete gitmiş. Akrabaları her gün çalışmaya gidince o da sokağa çıkıyor, Roma'da bilmediği yollarda dolaşıp duruyormuş. Bir gün yolu park gibi nefis bir yere düşmüş. Orada çiçekler, ağaçlar, göller arasında gezmeye başlayınca gözüne birtakım mezarlar çarpmış. Mezarlar birer mutluluk tablosu gibi mermer heykellerle, bin bir çiçeklerle süslüymüş. Ama mermerlerin üzerindeki yazıları görünce çok şaşırmış. Çünkü kiminin üstüne 21 gün, kiminin 34 gün, kiminin 17 gün yaşadıkları yazılıymış. O dili bilmese de, mezar taşlarının üzerindeki sayıların bunu gösterdiğini anlamış. Mezarların boyları da bebek mezarı olamayacak kadar uzunmuş. Bu işe hayret etmiş, bir anlam verememiş. İtalyancası olmadığı için parkın bekçisine de soramamış. Evde akrabalarına anlatmış, izin gününde beraber o parka gidip bu işin sırrını çözmelerini rica etmiş. Bir tatil günü hep beraber gitmişler, parkta bekçiyi bulmuşlar, ona mezarlarda yazılı günlerin sırrını sormuşlar. Bekçi, “Burası özel bir mezarlıktır” demiş. “Buraya gömülen insanlar mezar taşlarının üstünde gerçek yaşlarını değil, hayatta mutlu oldukları günleri yazarlar. Kimi 21 gün mutlu olmuş, kimi 37 gün, 52'yi geçen çıkmadı daha.” Bekçiye teşekkür edip ayrılmışlar. İlyas bir süre sonra Mardin'e dönmüş. Uzun bir ömür sürmüş, sonra bir gün hastalanmış. Ölüm döşeğinde oğullarını başına toplamış ve demiş ki: “Size bir vasiyetim var. Mezar taşıma aynen şöyle yazacaksınız: İlyas-ı Habır bitti / Anasından doğru kabre gitti.”
Sayfa 348 - İnkılâp Yayınevi·Kitabı okudu
Alıntı