İnsan yalnız yaşadığı andan itibaren kendi geçmiş yaşantısıyla ilgili konuların yükü altında ezilir. Bu yük onu sersemletir. Bundan kurtulmak için de bunun bir miktarını onu her görmeye gelenin üstüne sıvaştırır.
Örneğin bugün artık Hazreti İsa hakkında bir sürü şey anlatmak kolay. Peki Hazreti İsa herkesin önünde tuvalete gider miymiş acaba? Bana öyle geliyor ki eğer herkesin önünde kaka yapmış olsaydı o numarası çok uzun sürmezdi. Ortalıkta olabildiğince az görünmek, işin püf noktası bu, özellikle de aşk söz konusu olduğunda.
Yaşam yalanla dolup taşan bir çılgınlıktan ibaret olduğuna göre, insan ne kadar uzaktaysa, yalanlarına ne kadar çok şey katabiliyorsa, o kadar mutludur.
Kuru kuruya yaşamak mı dediniz, tam bir tımarhane! Hayat, gözetmeni sıkıntı olan bir sınıfa benzer, zaten her dakika tepenizdedir, ne yapıp edip, mutlaka çok ilginç bir şeylerle ilgileniyormuş gibi yapmalısınız, yoksa gelir basınızın etini yer.