Bu alıntı, Hakan Günday’ın ilk romanı olan Kinyas ve Kayra kitabının en bilinen ve birçok insanın kendini bulduğu kısmıdır. Yalnızlık daha güzel tasvir edilemezdi sanırım. Hepimiz yalnız geliyoruz dünyaya. İçimizden şanslı olanlar aşık oluyor, aşklarına karşılık buluyor ve çoğalıyorlar, kısacası mutlu geçiriyorlar dünya denen bu alemi. Bazılarımız ise koskoca dünyada, onca insan arasında kendi ruh eşimizi bulamıyoruz. Hepsinin arasından sıyrılarak, geldiğimiz gibi geri gidiyoruz.
Görünüşte hepimiz aynı türden canlılarız değil mi? Hepimiz etten ve kemikten oluşuyoruz, hepimiz aynı şekilde dünyaya geldik, aynı şekilde besleniyor, aynı havayı soluyoruz. Peki ya yeryüzünde bitmek bilmeyen bu kavgalar, savaşlar neden? Biz neden sürekli birbirimizi üzüyor, eziyor ve tüketiyoruz? Neden birileri sürekli diğerleri üzerinde egemen olma, üstünlük savaşı kurma eğiliminde?
“Bir hayal gerçekleşmesi gereken zamanda gerçekleşmelidir. İşte tam o günlerde alınmalıydı bana akülü araba. Artık çok geç, her şey için çok geç, uçup gitti elimizden o balon.”