Maria

Maria
@Maridebana
Mayısın 1'i . Yani yılın kiraz ağaçlarının çiçeklenmesi, yağmur toplamak ve evin içinde "ben niye hala üşüyorum ya" diye bağırmak dönemi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sahip olunan her türlü fiziksel ve zihinsel ayrıcalığın felakete sürükleyen bir yanı vardır; devrik kralların sendeleyen adımlarında izini sürebileceğimiz türden bir felâket. Diğerlerinden farklı olmamak daha iyidir. Çirkinler ve aptallar bu dünyada her şeyin en güzeline sahiptirler. Kafaları son derece rahat, ağızları bir karış açık öylece oturup oyunu izleyebilirler. Zafer nedir bilmezler belki ama en azından, yenilgiyi de tatmazlar. Hiç istiflerini bozmadan, kayıtsız, gürültüsüz patırtısız yaşayıp giderler; tıpkı hepimizin yaşaması gerektiği gibi .. Ne başkasını felakete sürüklerler, ne de yaban ellerde heder olurlar.
ve sonunda sabah oldu..
Korkuyorum hayret etme yeteneğimi kaybederim diye. Ya baharın gelişi gözümden kaçarsa? Ya duvarın üstünde duran kedi yüzümü güldürmezse? Denizi görme isteğimi yitirir miyim? Ya denizi gördüğümde heyecanlanmazsam? Oturup karınca yuvasını izlemekten vazgeçer miyim? Aşık olmak anlamsızlaşır mi? Yaşamak artık normal bir şey haline gelir mi? Ya hayal kuramazsam?

Maria

, bir kitap okudu
Puan vermedi·552 syf.·
7 günde okudu
·
2022 1. kitabı
Aleksandr Soljenitsin
8.3/10 · 143 okunma
İyi bakmak için çok uğraştığım zamanlarda ölmek için elinden geleni yapan çiçeğimi, üzülerek ve artık gerçekten gücenerek balkona koymuştum yaz başında. Çok kısa sürede büyüyüp serpildi. Sararan yapraklarıyla ilgilenmedim, kopardım çünkü hâlâ biraz güceniktim, yerine yeni yapraklar verdi. Ve hiç öyle özenle sulamadığım halde öyle çok çiçek açtı ki, yani neresine açtı bu bu kadar çiçeği, şaşırdım. Baktım. Bakıyorum hâlâ. Daha da bakarım. Dünyanın en güzel şeyi durup dünyaya bakmak. Anlamadım ama bildim ve kabul de ediyorum peki, bu dünyada neyi büyütüyorsak onun için küçüğüz. Neyi çoğaltıyorsak onun için azız. Çok önemsiyorsak yokuz. Yok değilsek şeffafız, buharız ya da bunun gibi bir şey. Rüzgar gibi. Var ama nasıl var çıkar göster o zaman. Gösteremezsin varlık bu mu peki? Her şeyi anlamayız kabul ediyorum böyledir. Bir fikir üzerine yazmaya çalışıyorum sabah oluyor, yazdıkça uzaklaşıyorum fikrim yok oluyor. Böylece burada kalıyorum, orta burası, sabahın bi saati. Kendime bir yer ariyorum. Ne tarafa ‌geçersem geçeyim doğru hep karşı t‌arafta kalmış‌ saniyorum. Nerede değilsem oradayım. Anlamıyorum ama kabul ediyorum. Böyleyse ne diyebilirim ki. Peki.