Ünlü bilim adamı Pasteur, "insanların kütüphanelerde ve laboratuvarlarda bulduğu büyük huzur" dan söz eder. İnsanlar kütüphanelerde ve laboratuvarlarda huzur bulurlar, çünkü bu ralarda kendilerini tamamen işlerine verirler ve kendileri için üzülmekten kurtulurlar. Bilim adamlarının sinir hastalıklarına pek fazla yakalanmadıkları bilinmektedir, çünkü onların böyle bir lüksü yoktur.
Sık sık, Amsterdam'da on beşinci yüzyıldan kalma bir katedralin kalıntıları üzerinde bulunan yazıtı düşünürüm. Flamanca olan bu yazıt şöyle der: "Bu böyle. Başka türlü olamaz."
Kendini bulmaya çalışıyorsun. Neden yaşadığını, yani yaşamanın bir sebebi olup olmadığını sorguluyorsun. Böyle oluşundan niçin acı çektiğini merak ediyorsun. Çözmen gereken bir bilmece olduğunu ve çözemeyeceğini sanıyorsun. Sadece olmakla, yani başka türlü olmamakla yetinmek zorunda olduğunu çok sonra öğreneceksin. Ve öyle hiç kıvırmadan söylüyorum işte; aramak zorunda olduğunu asla bulamayacaksın, hiç kusura bakma.
O noktadan itibaren, hayatı çekilir kılan hayal gücümü dünyanın geri kalanından saklamam gerektiğini fark ettim galiba. Ama bir şeyi herkesten gizleyip tamamen bastırırsanız gerçekten ihtiyaç duyduğunuzda, çağırmanız zor oluyor.