Hayat,
bölünmez bir şeydir. Onun belirli ve mukadder mimarisini değiştirebilir miyiz?
Değiştirmek elimizde midir? Ve değiştirirsek güzel, iyi bir iş olur mu?
Ben, için için tâ ilk gençlik anılarımdan beri, için için, bir dramın bütün
safhalarını yaşadım. Sanki, kendi kendimi seyreden, kendi için oynayan sessiz
bir aktördüm. Bir tragedya aktörüydüm. Şimdi son perdeyi oynayacağım sırada
birdenbire rolümü değiştirip bir başka adam mı olayım?
Türk çocukları Suriye’de savaşırken Suriyeli gençler Fatih’te bodybuilding yapıyor, Sultan Ahmet’te nargile içiyor. AKP’nin Suriyeli sığınmacılar politikası
sadece kadın ve çocukları korumuyor. Dolaylı olarak Gaziantep’te askerden yeni dönen ve kardeşini evlerinin önünde döven bir grup Suriyeliye müdahale eden Necati Bağcı’yı önce omuzundan rambo bıçağı ile bıçaklayıp yere düşüren, sonra yerde gırtlağından bıçaklayan Suriyeli katilleri de İstanbul’da Fatih’te gün ortasında sadece kendilerine güldüğünü iddia ettikleri için 16 yaşındaki İsmail Bayar’ı kaburgalarını kırarak kalbinden bıçaklayarak öldüren Suriyeli alçakları
da, çocuklara tecavüz eden Suriyeli sapıkları da, uyuşturucu kaçakçısı Suriyelileri de, kadın satan Suriyelileri de koruyor. Özetle “Kadın ve çocukları koruyoruz.” sloganı gerçeğin sadece küçük bir bölümüdür ve arkasındaki büyük yalanı gizleyemez.
Hatay’da sığınmacı öğrencilere ders veren Suriyeli kadın öğretmen çekinmeden “Gülek Boğazı’na kadar Arap topraklarıdır. Biz dönmeyeceğiz. Türkler gidecek” derken gelecekte neler olacağının haberini vermektedir.