Sesini duymadigim gün
Yasanmis degil
Açan çiçek degil
Öten kus degil
Yüzünü görmedigim gün
Içimde yildizlar sönük
Günesler günes degil
Seni sevmedigim gün
Seni anmadigim gün
Olacak is degil…
Her günüm seninle geçsin
O günese en yakin
Kimsenin varamayacagi bir dag basinda
Uçsuz bucaksiz uzak denizlerde
Insan ayagi degmemis ormanlarda
Uzaklarda, en uzaklarda
O gemilerin ugramadigi limanlarda
Isigim ol, alinyazim ol benim
Vatanim ol, evim ol
Yeter ki bir ömür boyu benim ol
Her günüm seninle geçsin…
Ümit Yaşar OĞUZCAN
Sana her zaman söylüyorum, senin yüzünde gülmek var
Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa
Bir çiçek geliyorsun yeraltı çevresinden
Bir kartal gidiyorsun çıplağın ayaklarla
Şimdi bir pembeyi kovuşturuyor
Omzundan yukarıya üç kişi
Deli ediyor onları saçlarında
Bir karanfil çok
Bir karanfil azala azala.
Edip Cansever
Mırıltı gibi usulca : “ Demek ki herkes yaratılışının kendisine bağışladığı oyunu oynuyor. Ben kendi yaratılış oyunumun, bana bağışlanan oyunun dışına çıkıp kendime özgü bir oyun oynayamadım. Yaratılışının ona verdiği oyunu beğenmeyip, ya iyi ya da kötü, kendi kişiliğinin gerektirdiği oyunu oynayabilene ne mutlu. “