Bir yalan hangi amaçla söylenirse söylensin her zaman en kötü gerçekten daha kötüdür.../...
Hangi yaşta ölürsek ölelim, tamamlanmamış cümlelerimiz olacak...
Şaşırtici olan da buydu. İnsan sadece sonsuzca dek yalan söyleyen değil, aynı zamanda sonsuza dek inanandır. İyiye, güzele ve kusursuza inanır; elde edememiş olsa dahi yine bunlara inanır....
“Acı çekmek özgürlükse
Özgürdük ikimiz de
O, yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya
O, dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde
aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
aşkın
deniz kokusu gibi olsun
-akşamüstü-
denizin kokusu nasıl savrulursa sessiz bir pencereden içeri
öyle...
yani koşmak zorunda kalmamalıyım
peşinden;
ya da düşmek...
hissetmek için seni,
nefes almam yetmeli...
(Sanober Khan)
Yitirdiğin her şeyde kazandığın bir şey vardır kazandığın her şeyde biraz yitirdiklerin. Hayat karşına nasıl çıkarsa çıksın vazgeçme ve unutma senin hayallerin olmazsa başka birinin hayali olamazsın asla.