İnsanlara karşı her zaman korku dolu bir ürperme hissettiğim ve insan gibi konuşma., insan gibi davranma yeteneğime hiç bir şekilde güvenmediğim için tüm korku ve endişelerimi toplayıp göğsümün derinliklerinde bir kuytuya sakladım. Melankolimi ve öfkemi gizlemek için büyük çaba sarf ettim ve bunun yerine kendimi masum bir neşe havası geliştirmeye adadım . Böylece yavaş yavaş eksantrik bir soytarıya dönüştüm.
Berna Durmaz bu kitabında günümüzdeki "Kalabalık yalnızlık" kelimesinin, şehir hayatından insana geçişini çok güzel irdelemis. Şehrin insanı ele geçiren bir hortum olduğunu edebi cümleleriyle çok güzel tasvir etmiş. Kitabi okurken insanın burnuna fabrika dumanlarinin kokusu geliyor. İnsan oksijensiz kalıyor. Sonra bir anda cam ağacının kokusunu duyup bir sonraki sayfada nefes aldırıyor. Kesinlikle okunması gereken bir kitap. Sizinle tanıştığım için çok şanslıyım Berna hocam. Kaleminize sağlık
Odun gibi olmalıydı insan.Yagmurda çürümeli. Güneşte kavlamalı. İçinde büyüyen kurtlarıyla delik deşik olmalı. Günü gelince de sünger gibi, un ufak olup karışmaliydi toprağa.