Masumiyet müzesi hakkında:
Hayatımın en güzel günüymüş bilmiyordum. Şu ana kadar duyduğum en iddialı ve en heyecan yaratan giriş cümlesiydi. Kitapla ilgili olumlu ve olumsuz çok eleştirim var ama önceden şunları söylemeliyim. Yazarımız bu kitapla birlikte ülkemize Nobel ödülünü kazandırmış ve bütün dünyada edebiyatımızın konuşulmasını sağlamıştır. Kim ne derse desin tartışmaların ötesinde Orhan Pamuk ülkemizin çok büyük bir değerlidir ve saygı duyulması gerekir. Bu naçizane başyapıtı 6 yılda yazmıştır ve hikayesini somutlaştırıp bize daha derin yaşatarak kitabıyla ilgili 2012'de gerçekten müze açmıştır. Bunu kitabı bitiren herkesin ziyaret etmesini şiddetle öneririm.
Kitabın arkasında da yazan washington post'un değerlendirmesi aslında kitabı tek cümleyle en iyi şekilde anlatmış. ''pamuk bu kitapta aşkı elle tutulur bir şey olarak önümüze koyuyor. '' gerçekten de buna katılmamak mümkün değil. Ana karakterimiz Kemal bey'in önündeki ''güzel'' geleceği nasıl kaybettiğini ve onca acıya ıstıraba geçen yıllara rağmen bu yasak aşkına nasıl bağlı kaldığını okudukça aşkın derinliğini ve gerçekliğini yaşadım. Okuduğum benzer kitapların çoğunda olduğu gibi basit bir başlangıcı olan bir aşk hikayesi aslında (açıkçası basit başlangıçları her zaman daha inandırıcı bulurum. Daha başlarken inanılmaz olaylar yaşanan hikayeler bana yaşamla özdeşleşmeyen hikaye izlenimi verir. tabi bu bir genelleme) . Bu basit başlangıç aslında rahatsızlık duyulacak bir aldatma serüveni gibi görünüyor ve Kemal bey'e kızarak başlıyorum kitaba fakat daha sonrasında bu aşkın masumluğuna,ciddiyetine ve derinliğine hayran kalıyorum. Kitabın en ustaca yanı geçmişini anlatan bir adamın geriye dönüp baktığında olayı yaşarken fark edemediğini söylediği şeyleri aradan geçen onca zamandan sonra kendini çok iyi