Panama Yayınları 3 hikayeyi 1 kitapta toplamış. O yüzden tek tek incelemek lazım.
~Ay Işığı Sokağı
Hikayenin sonu bence gayet güzel bir şekilde bitti. Zengin bir adamın çöküşünü de anlatıyordu. Zweig bunu '' Bir Çöküşün Öyküsü'' nde de anlatmıştı. Adamın kadının yalvarması sırf hoşuna gittiği için yalvartmasındaki zalimlik duyusunu ve daha sonradan da zavallılığı hissettim. Sanki sonradan kartlar değişmiş gibiydi.
~Mürebbiye
3 hikaye arasında sıralama yapsam 3. Sırada olur. Ama yine de güzel. Küçük kızların tatlı çocukluğuyla sorgulayan, şüpheci kızlara sert bir geçiş yapmış Zweig. Bu durumu böyle bir kısa hikayede me kadar dile getirilebilirse o kadar dile getirmiş. Kızların durumu aslında birden fazla şeyi anlatıyor. İlk olarak her insanın sanıldığı gibi olmamasını, daha sonradan da bazı olayların insanları tümüyle değiştirebileceğini anlatıyor. Daha da çok durum çıkabilir hatta.
~Görünmeyen Koleksiyon
Kitabı almadan önce Zweig'in böyle bir hikayesi olduğunu bilmiyordum (hatta aldıktan sonra bile :') ). Ama yine de 3 hikayeden 1. Olan bu benim için. Adamın boş kağıtta dahi bildiği yeri göstermesini gerçekten ilginç buldum. Aslında adama üzüldüm bile. Çünkü görmüyor ama hala onları çok seviyor ve olanların daha doğrusu olmayanların farkında bile değil. Hikayenin anlatıcısı olan antikacının aslında adamdan birkaç parça koparmak için gitmesi ama daha sonra kendini yaşlı adama oyun oynarken bulması, yaşlı adamın koleksiyonunu kimseye göstermemesi ama antikacıya göstermesi, her gün koleksiyonunun olmadığı halde onları oradaymış gibi incelemesi ,ki onun için hala oradalar, gibi bir sürü ilginç yerleri var kanımca.