Teodota

Teodota
“ Belki de gerçek olan hiçliktir.. ve hayatımız var olmayan bir rüyadır. ..“
Galiba, diye düşündü, gelişigüzel bir hayat oldu benimki, nasıl yaşayacağımı hiç bilemedim. Şu taşlar herhalde doğup batan güneşe, bazen uğurlusuyla her şeyi doldurarak bazen de sessiz, serin esen rüzgara, başka bilmediğim kim bilir neye göre yaşıyor. Otla, böcekler, öteki varlıklar da. Yaşamım dediğim şey ise neye göre yaşadı, bilmiyorum. Bir yaşam eğer hâlâ bende sürüyorsa, bu yaşamın da nasıl yaşıyorum, bilmiyorum … Ama başka bir şey daha vardı. Bunu da şaşırtıcı sayabilirdi. Yaşam belki onda sürüyordu ama onu yaşayanla sanki hiç bir ilgisi kalmamıştı. Peki ama zaten böyle bir noktaya varmak istemiyor muydu? Öyleyse bile hiç de umduğu gibi olmamıştı. Bu değişmek değildi, başka bir hayat da değildi, bu daha çok sönüp gitmeye benziyordu. Onu yaşayana, yani bana, diye düşündü, peki ne oldu? Geride ne kaldı? Belki artık onu çevresini saran bu çıplak, çorak varlıklar gibi bir varlık olarak kabul etmeliydi, onun varlığı değil, birinin varlığı değil, artık kimsenin varlığı değil, kimsesiz, adsız, arta kalmış bir şey. Belki bu artık yalnız insanlarınkinden değil bütün yaşamlardan dışlanmak, bütün bütüne dışarıya atılmaktı. Kendi kendine, bütün ölçüleri yitirdim, dedi..
Sayfa 127
Edebiyat
Reklam
Ne burada kalma ne başka yere gitme isteği duyuyordu, Hiçbir yer, dedi kendi kendine ya da herhangi bir yer.
Sayfa 148
Edebiyat
-Peki neden? diye sordu. Yanıt vermeden önce bir süre sustu, sonra “Bir düşünce “ diye mırıldandı. “Galiba hastalıklı bir düşünce yüzünden” -düşünce mi ? Ne düşüncesi? “Dümdüz bir çizgiyi izle diyen bir düşünce, her şeyi geride bırak diyen bir düşünce”
Sayfa 144
Edebiyat
Galiba hiç bir zaman bir hayat hikayem olmadı, dedi kendi kendine.
Sayfa 138
Edebiyat