Her çağ,
her uygarlık, her gelenek ve görenek kendine özgü bir üslubu
içerir, kendisine yaraşır incelikleri ve sertlikleri, güzellikleri ve
acımasızlıkları barındırır kendisinde, kimi acılan pek doğal
karşılar, kimi kötülükleri sabırla sineye çeker. Ne zaman ki iki
çağ, iki uygarlık ve iki din birbiriyle kesişirse, işte o zaman insan
yaşamı gerçek bir acıya, gerçek bir cehenneme dönüşür.
insan, doğa- nın ürünüdür ve yaşambilimsel evrimin sonucudur. Yaşambilimsel evrimden insansal tarihe geçiş emek’le başlamıştır. İnsansal emeği hayvansal çaba’dan ayıran, bu emeğin bilinç’li oluşudur. Emek ve bilinç, birbirlerinin koşulu ola- rak, insana özgü bir diyalektik ikileşme’dir. Yüksek hayvan türlerinde beliren zeka ve onunla sınırlı olarak gelişmiş bulunan çaba, evrim sonucunda insan- sal bilinç ve bilinçli emeğe dönüşmüştür. Bu gelişme, pek uzun bir evrimin ürünüdür. Hayvansal zeka ve çaba, sadece doğadan yararlanmak’la kalmış, doğayı yararına uygun olarak değiştirip, ona egemen olmak’la insanlaşmıştır