Dahası, asla kimsenin sevemeyeceği yaratıklar olarak dünyaya gelmedik. Ortada bizimle ilgili bir sorun yok. Karakterimiz itici, yüzümüz tiksinti verici değil. İstediğimiz kişiyle bir araya gelemedik çünkü o insanla, dengeli ve sağlıklı bir çocuk ortaya çıkaracak kadar birbirimize uygun değildik. Kendimizden nefret etmemize hiç gerek yok. Bir gün, bizi çok beğenen, bizimleyken çok doğal ve açık davranan birine rastlayacağız (çünkü yaşam iradesi, bizim çenemizle onun çenesinin ileride ideal bir çene yaratabilecek kadar birbirini tamamladığına kanaat getirecek)
Kendi düşüncelerimizi ulaşamadığımız bir açıklık ve kesinlikle ifade edebilmiş yazarlardan alıntılar yapmak bize cazip gelir çünkü bu kişiler sanki bizi bizden daha iyi tanıyor gibidirler. Onlar, kafamızın içinde utangaç utangaç bir kenara sinmiş düşünceleri kısa, öz ve şık cümlelere dönüştürmeyi başarmışlardır. Yazdıkları kitapların sayfa boşluklarını notlarla doldurur, nerede kendimizden bir parça bulursak oranın altını çizer, bizim düşüncelerimizi ifade ettiğini düşündüğümüz her şeyi ödünç alırız. Bütün bunları yaparken sanki bu sözler bize kim olduğumuzu hatırlattığı için onlara olan minnettarlığımızı göstermeye çalışırız.