Vay! Aferin, bir karınca yarı ölü bir sineği götürüyor. Götür birader, götür! Sana karşı koymaya çabaladığına aldırma... Doğanın sana verdiği, acıma duygusundan yoksun hayvan olma özelliğinden yararlan; sizler bizim gibi yıkılmış değilsiniz birader!
Kendisi ise asla cinsel farklılıkları çağrıştıran ya da karşı cinse atıf yapan kelimeleri ağzına almazdı. Erkeklerin kendi aralarında bir dayanışma ifadesi olarak kullandıkları cinsel içerikli sohbetlerden de hoşlanmazdı. Çevresindekiler de bunu bilirlerdi elbet. Zaman zaman arkadaşlarının, onun utangaçlığını, nezaketini alay konusu yapmalarına, onunla eğlenmelerine de kızmazdı. Güler geçerdi. Evet, erkeklerin kadınlar hakkında konuşurkenki üslupları buydu ve ne yazık ki, o bu üsluptan hoşlanmıyordu
Çok okudum; çok öğrendim; çok düşündüm, çok tahlil ettim. Biliyorum ki, hayat denilen şey, içinde doğum büyüdüğüm bu hapishanenin dışında, gürültülü, geniş, aydınlık, acayip, hazin, neşeli, düz, yılankavi, inişli yokuşlu, bitmek tükenmez bir sahadır. Oradan bin türlü sesler işitiyorum; bu sesler her biri bir başka tarzda, bir başka lisanda bana, "gel" diyor. Kendimi güç zaptediyorum. Fakat, bugün değilse yarın mutlaka bu seslerden birine doğru koşacağım. Mutlaka!..
Altmış yıl boyunca yoksul olmak, aile ve toplum karşısında hiç ses çıkarmadan görevini yapmak ve bunu yaparken insanca, haysiyetli ve hatta belki keyifli kalmak: Gerçek kahramanlık budur
Diogenes'in bir adam bulmak için güpegündüz elinde fenerle dolaşması ne soytarılıktan ne de kinikliktendir. Hepimiz pek iyi biliriz ki, yalnızlıktandır...