Kitap genel hatlarıyla benim seveceğim tarzda değildi. O yüzden de çok içine çekmedi. Ama kitap boyunca anlatılan gerek iç çatışmaya gerek yüzyüze çatışmalara sebep olan "sevgi ve güven" kelimeleri gerçekten insanı sorgulatıyor. Özellikle Anna'nın kendi içinde sorguları bana " ben o durumda ne yapardım ?" Diye düşündürdü açıkçası. Ne kadar sevmedim desem de insan kitaba ait hissediyor. Kitabı okurken onu benimsiyor, içinde yaşıyor. Ama kitapta belli bir konu veya insanlar yok. Anna'dan bahsedilirken birden başka bir konuya geçiyo. O olay varken başka birinin ilişkisi başlıyor vs. Şahsen ben o kadar karmaşık ilişki ve olayları sevmediğim için bu kitap bana o konuda uymadı.
Benim kitabımın basımıyla ilgili sorun vardı. Çok eski basım ve yanlışlar çok fazla. Ben insanlar özellikle belli bir yayınevi sorduklarında ne fark var ki diye sorguluyordum çünkü hep iş bankası gibi yayınlar alıyordum. Ama bu kitapta ne demek istendiğini anladım. Kitabın çevirisi kötü, açıklamaları yok, bi yeri tekrar etmiş aynı sayfalar baştan itibaren tekrar yazılmış. Bu kitabı iş bankası yayınlarından okumak isterdim.