Asıl her şeyde azar azar anlayan akıldanelerden korkmalı insan. Herkes kendi işini yapsın, yeter. Benim gözümde bilmediğini açıkça söyleyen insan, bilmediğini biliyormuş gibi görünen ve her şeyi ağzına yüzüne bulaştıran ikiyüzlüden daha değerlidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hak ederek değil, hırsızlama elde edilmiş ün, sahibine mutluluk vermez ; onu ancak hak edenlerin, ona layık olanların yüreğini heyecanla, sevinçle titretir.
Kitabı hikaye hikaye inceleyecek olursak ;
Neva bulvarı, bence kitaba başlamak için güzel bir öykü. Çok beğendim, gerçek dışına çıkılmamış, anlatılmak istenen direkt söylenmiş, tam bir kafa dinleme başlangıcı olmuş. Duygu yoğunluğunolsa da insanı sıkmıyor, olayları anlamak ve karakterleri tanımak için çaba sarf etmiyorsunuz zaten hepsini yazar açıklıyor.
Burun, daha fantastik bir öyküydü. Okurken tebessüm edeceğiniz tarzdaydı. Değişik bir anlatımı vardı. Beğenmedim diyemem ama çok da hoşuma gitmedi.
Portre, ilk başlarda gerçekten güzel fantaskit kurgu ve gerçekliği çok güzel uygurmuş duyguyu güzel yansıtan bir öykü olmuş. Sanki o portre gözünün önünde gibi oluyor insan. Betimlemelerini sonradan akışın değişimi gerçekten güzel işlenmiş.
Palto, aralarında en sevdiğim öykü oldu. Tambir gerçek yaşamdan alıntı. O çaresizliği, heyecanı, üzüntüyü içinizde yaşıyorsunuz. Sonradan fantastik bir anlatıma giriş yapsa da sırıtmamış ve gerçekten çok güzel anlatılmış. Tam bir rus edebiyatı diyebileceğiniz bir öykü.
Bir delinin anı defteri, duyduğum ve gördüklerime göre böyle bir anlatım beklemiyordum. Daha farklı geldi ama anlatımı yine de güzeldi. Değişik yerleri de olsa ana karakterin nasıl yavaş yavaş delirdiğini görebiliyoruz.
Fayton, ben çok sevemedim. Anlatımı diğerleri gibi basit ve kolay anlaşılır ayrıca 12 sayfa olduğu için hemen okunabilir.
Kitap gerçekten çok güzeldi. Okudukran hemen sonra incelemesini yazamadım ama zaten kendini unutturan bir kitap değil. Dil olarak ağır anlaşılmayacak bir anlatımı yoktu. Ama bence öylesine okuyayım kafam dinlensin kategorisinde de sayamayız kitabı.
Duygu yüklü, okurken kitabı yaşayabileceğiniz, empati duygusu güçlü bir kitap. Hayattan bıkmışlığın yanında ona tutunma isteğini de sezdiren arada kalmışlığın psikolojisini güzel anlatan bir kitaptı.