Doğuştan zeka geriliği olan otuzlu yaşlardaki Charlie'nin geçirdiği bir dizi operasyonlar, tedaviler ve terapiler sonrası zeka seviyesinin normal bir insan standardının üzerine çıkması ve bu süreçte yaşadıklarını konu edinmiş, sıradışı bir kitap.
Etkileyici, duygu yoğunluğunun zirve yaptığı sayfalar yazar tarafından dozunda, iyi işlenmiş, kitaba serpiştirilmiş. Bu da gereksiz duygusal girdaplarda boğulmaktan (melankoli sevenlere saygılar) okuyucuyu kurtarıyor bence. Ancak, Charlie'nin uzun yıllar sonra "yeni zekasıyla" kendisini bir zamanlar dışlasa da babasına binbir heyecanla yeni ve akıllı halini göstermek için berber dükkanına gittiğinde babasının onu tanıyamaması ve daha sonra annesinin aynı şekilde davranması, duygu yoğunluğunun arttığı bölümler.
Şahsen başlangıçta ve de kitabın yarısına kadar, sayfalarca, tekrar tekrar anlatılan Charlie'nin tedavi sürecinde sıkılıp bırakmayı dahi düşünmüştüm kitabı, ama sabırla devam diyerek -sabrı belli yaştan sonra en büyük rehber gördüğümden belki- semeresini yine aldığıma inanıyorum.
Sıkılmak derken, kitabın başından ortalarına kadar kelimeleri, cümleleri, zeka-konuşma-algılama geriliği olan bir çocuk ağzıyla takip ediyor okuyucu. Devrik cümleler, yanlış telaffuzlar...vs. ara ara yordu. Yazarın bunu, kitabın baş kahramanı Charlie'yi okuyucu ile özdeşleştirme, her birimizi birer Charlie gibi düşünme, konuşturma amacıyla yaptığı bariz. Farklı bir tarz da ortaya çıkmış aslında.
Charlie küçük yaşlardan itibaren bu hali nedeniyle ailesi tarafından kabul görmemiş, dışlanmış biri. Özellikle anne figürü maddeci bakışın sıradışı bir vakası olarak karşımıza çıkıyor. Ne diyor Charlie annesi için:
" Onun için her zaman en önemli olan şey, başkalarının ne düşündüğü olmuştu kendisinin ve ailesinin nasıl göründüğü