Kulak verirsen arzu edilen şeylerin sesini işitebilirsin. Gözlerini açarsan arzu edilen şeyleri görebilirsin. Bilge sözü değil. Yaşamın söze dökülmüş hali sadece.
Her gün sineye çektiğin bir şeyse hangisinin yara açtığı anlaşılmaz olur.Ama yine de o oradadır. Yara dediğin böyle bir şeydir.İşte budur diye çıkarıp gösterilecek bir şey değildir. Gösterilebiliyorsa, o kadar da büyük bir yara değil demektir.
Ben tuhaf biri değilim.
Gerçekten tuhaf değilim.
Normal biri olduğumu söyleyemem ama biri de değilim. Ben kendimce son derece düzgün biriyim. Dümdüz biriyim. Ok kadar düzüm. Ben, kendim olarak, kaçınılmaz biçimde, son derece doğal bir şekilde var oluyorum o kadar. Bu apaçık bir gerçek olduğundan bir başkası beni nasıl ele alırsa alsın bunu pek de kale almıyorum. Birisinin beni nasıl değerlendirdiği, benimle ilgili olmayan bir konu. Bu benin sorunum değil, onları sorunu.
Yağmurun yağışını seyrederken bir şeye dahil olmanın ne anlama geldiğini düşünüyorum. Birisinin benim için ağlıyor olmasının ne anlama geldiğini. Bunların çok ama çok uzak bir dünyaya ait olduğunu hissediyorum. Ay'ın da o dünyanın bir parçası olduğunu duyumsuyorum. Nihayetinde bu bir rüya. Ellerimi ne kadar uzatsam da, ne kadar hızlı koşsam da oraya asla ulaşamayacağım.