Sineklerin Tanrısı kitabını daha öncedende okumuştum. Kitabı tekrar okuyunca bir tuhaf oldum sanki. Tabi olacak felaketleri bildiğim için, bu durum beni rahatsız etmedi değil. Bu durumda çocuklarla, sanki yeniden yakın bir bağ kurmuş gibi oldum. Bir an kendimi o adadaki çocuklardan birisi gibi hissettim. Roman biter bitmez, kitabın eski 1963 yapımı olan filmini izledim. Film romana sadık kalmıştı, tabi kitabın yanında biraz sönük kalıyor.
Çoğu sitelerde de , romanla ilgili bir çok inceleme bulunuyor. Bunun için elimden geldiğince kısa bir inceleme yazmak istedim.
Evet William Golding ikinci dünya savaşında ingiliz muhribinde çalışırken, sürekli arkadaşlarının gaddarlığını görüyordu. Bu durum karşısında insanlığı sorgulamasına sebep oldu. Sineklerin Tanrısı gerçekten karamsar bir zihin yapısıyla yazılmış. Çoğu okuyucu kitabın yarısını okuduğunda sıkılmasının sebeplerinden birinin bu olduğunu düşünüyorum. O adanın kasvetli ve buhranı, aslında çocukların şahdamarına kadar yakın olan kötülükleridir. Sorumluluklar yerine getirilmediğinden dolayı, her şeyin kötüye gitmesi‘de yasaların evrilmesi gibiydi. Yani olabilecek her şey olacağına vardı.
İnsanın gerçektende, ders çıkarabileceği bir roman.
Kitapla kalın ve sağlıcakla