Gönül

Gönül
@Matgnl34
Peronlarda bulunan sarı çizgiyi geçmeyen ve her ne sebeple olursa olsun Ray Hattına inmeyen// Duygusallığı diz boyu ikizler burcu.. // Hayır demesini bilmeyen ve daima gülen biri️

Gönül

, bir kitap okudu
Puan vermedi·392 syf.·
2021 1. kitabı
Tarık Tufan
8.1/10 · 5,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaptıklarımın akademik statüsüyle ilgilenmiyorum, çünkü sorunum kendimi dönüştürmek. Ayrıca insanlar, “Evet, birkaç yıl önce şöyle düşünüyordunuz, şimdi böyle söylüyorsunuz," dediği zaman, cevabımın “Yoksa benim yıllarca aynı şeyi söyleyip hiç değişmemek için mi böyle çalıştığımı sanıyorsunuz?" şeklinde olmasının nedeni de bu. İnsanın bilgisiyle kendi kendisini dönüştürmesi, bence estetik deneyime çok yakın bir şey. Bir ressam kendi resmiyle dönüşüme uğramıyorsa niçin çalışsın ki?/ Michel Foucault
Bir deyişe göre, iyi bir anne yalnızca yaslanılacak birisi değil, yaslanmayı gereksiz kılan kişidir.
Galiba tabiat ancak oldukça kısa süreli hastalıklara yol açabiliyor. Ama tıp, hastalıkları uzatma görevini üstlenmiş durumda. ... Bizim için önemli olduğunu bilmediğimiz şeylere karşı ilgisiz, belki hiç önemi olmayan şeylere karşı ise dikkatli olan hayatımız, bizimle gerçek bir ilişkisi olmayan insanların bir kabusa dönüştürdüğü hayatımız, unutuşlarla, boşluklarla, anlamsız kaygılarla dolu, rüyayı andıran hayatımız devam eder. ... İnsanların kendi zekalarına gösterdikleri katılığı başkalarının zekasına göstermediklerini, kendilerinin yaratmaya değer bulmayacağı bir şeyi dikkatle gözlemleyip kaydettiklerini daha önce birçok kez görmüş, bu merkezkaç, nesnel eğilimi fark etmiştim. ... Olympos terk edildiğinden beri, Olympos sakinleri yeryüzünde yaşamakta.
Varlık nedenine güven, gayesiz bir şükran olarak, Tanrı'nın varlığına iman etmedeki huzur olarak kendisini ifade edebilir. Yaşamda özgürlüğümüz, sanki oradan gelecek yardımı deneyimliyormuşuz gibi bir haletiruhiye içindedir. Çoktanrıcılık, Tanrılar ve demonlar, yardımcılar ve hasımlar görür. “Bunu bir Tanrı yaptı”, olaylara ve kendi eylemlerine karşı geliştirilen bilinçtir. Böyle bir bilinç onları yükseltir ve kutsallaştırır, ama yaşamsal ve varoluşsal imkanların çeşitliliğine de saçar dağıtır onları. Buna karşın, kendisini radikal biçimde bağlı bilen gerçek kişilikteki Tanrı'nın yardımı, Bir'in yardımıdır. Eğer Tanrı varsa, demonlar yoktur. Tanrı'nın bu yardımı sıklıkla belirli bir anlama hapsedilir ve bu yüzden ıskalanır. Öyle ki, eğer ibadet -görünmez Tanrı ile karşılaşma olarak-, kişisel Tanrı'nın elini aramanın tutkusu üzerinden bu Tanrı'yı var-olmanın ihtiraslı arzusunun amaçları için çağırmaya kadar, en sessiz ve dilsiz murakabeden türetilirse, bahsedilen durumda, Tanrı'nın yardımı tek bir anlama hapsedilmiştir. Yaşamın saydamlaştığı insana, çaresiz yok etme durumu da dahil olmak üzere, bütün olanaklar Tanrı tarafından gönderilmiştir. Öyleyse, her bir durum, insanın içinde durduğu, büyüdüğü ve başarısız olduğu özgürlüğü için ödevdir. Ama ödev, içkin bir mutluluk hedefi olarak, yeterince belirlenebilir değil, ancak aşkınlık, bu yegâne gerçeklik yoluyla aşikâr olur, Ve sevginin aşkınlıkta apaçık olan mutlaklığı, kendi aklından hareketle, açık görüşlülükle, var olanı ve Dünyanın realitelerinde aşkınlığın şifrelerini okuyabilir. Gerçi din adamları felsefe yaparak Tanrı'yla bağlantıda olan bireyin kibirli biçimde kendine güç atfetmesini kınayacaklardır. Vahyin Tanrı'sına itaati talep ederler. Onlara şöyle yanıt verilebilir: Felsefe yapan birey derinlikten hareketle